16 Nisan 2018 Pazartesi

Aciliyet “Kimyasal silah İŞİD’de bulunmasın” diye miydi?


Neval Kavcar
Amacın sadece birisi tabii ki bu söylediğim.

Suriye’nin bombalanması arifesinde görüldü ki, işler Irak, Libya, Afganistan’daki gibi yürümeyecek. Devletler “kimyasal-kitle imha silahı” gibi bahanelerle eskiden olduğu gibi birlikte hareket etmek istemiyor. Almanya, çekimser kaldı. Üç devletin meclislerinden “bizden izin alınmadı” isyanı yükseliyor.

Sebebi her devletin Suriye’de güçlü istihbaratı var. Rusya “kimyasal saldırı mizanseni beyaz baretlilere” ait dedi. Her şey olabilir. O hengamede olan insanlığa oluyor.

Başlığa dönersem ; “Suriye’ye gelmiş, kimyasalı inceleyecek gözlemciler araştırmaya başlayamadan” bombardıman şüpheyi barındırıyor. En önemlisi bombardıman yapan devletlerin İşid’e kimyasal silah verdikleri yönünde. Ortaya çıkmasın diye de acil harekat yaptıkları iddiası vahim.

Beyin yakan bir iddia biliyorum. Ama insanların beyni torba değil ki büzüp düşünmeleri engellensin.

Üç düvelin “Suriye’nin tüm cephelerinde ateşkes ilan edilmesi ve hemen uygulanması”nı isteyecekleri bir dizi tedbirle BM’nin kapısını çalacakları konuşuluyor. “Tüm cephelerde ateşkes ne demek?” PKK-PYD irtifa kaybetti, yıllardır emek emek oya gibi işledikleri Sözde Kürdistan’ın Suriye ayağı silinmek üzere olduğu için devreye girdiler demek.

Mesela; Türkiye’nin Membiç harekâtını yapmasını istemiyorlar. Rusya’ya ültimatom veriyorlar. Acil bombalayarak dikkat çektiler, şimdi işin siyasi ayağını devreye sokarak Rusya-İran ve Türkiye’nin “Astana kararlarını” devre dışı bırakıp, başa dönmek istiyorlar.

Durum bundan ibaret.

***

YERLİ DAVOS’TA ABDULLAH GÜL

Marmara vakfını kısaca tanıtayım. Küreselleşmenin küçük örneği, barış ve diyalog inisiyatifi, çözüm için karar organları üzerinde kamuoyu baskısı yaratan STK. Devletlerin tek başına karar alamayacağını öngörüyorlar. Sorosun üniter devletleri sonlandırma planının askerleri bunlar.

Marmara grubu birkaç gün önce çeşitli devlet adamlarını konuşmacı olarak çağırdığı “21. Avrasya Ekonomi zirvesi” düzenledi. Yerli, Davos mu desek, ne desek. Başlığa sadece A.Gül’ü aldım, sebebini biliyorsunuz. CHP-HDP-İP ve SP’nin ortak Cumhurbaşkanı adayı deniliyor, yer yerinden oynuyor bir twit atıp da “kaos ortamına katkı sunmam, aday değilim” demiyor.

Neyse efendim Abdullah Bey orada önemli bir mevzuyu ele almış. “Makinadan robota, robottan bilgisayarlara oradan şimdi yapay zekanın yönettiği fabrikalara geçilmeye başlanırsa o zaman ortaya iki şey çıkacak; biri işsizlik” demiş. Yapay zeka fabrikaları yönetse bile insan gücü olmadan fabrika çalışır mı? Kaldı ki fabrikalar uzun süredir bilgisayar sisteminde.

Daha yazacağım bir şeyler ama silikon vadisinde uçuşa geçmiş olan Abdullah Beyin önce aşağıya inmesi gerekiyor.

***

YAZICIOĞLU DAVASI

Muhsin Yazıcıoğlu davası üzerindeki “takipsizlik kalktı.” Sevindirici bir gelişme idi. Lakin ilk dikkat çeken şey, 132 şüpheliden sadece FETÖ ile irtibatlandırılan 20 kişi üzerindeki takipsizlik kalktı. O sebeple bu davaya bakan avukatlar buna isyan ediyor. Bu kadar mantıksızlık olabilir mi? FETÖ’cü değildir, kullanılmıştır. O kişiyi aklar mı FETÖ’cü olmadığı? Ne malum, ortak olunmadığı?

Gerçekten bir şekilde bu davaya girmiş olanların FETÖ ile irtibatı var-yok üzerinden davanın sürmesi nasıl düşünebilir? Geri kalanların ya da şu vakte kadar davada adı geçmemiş olan başkalarının aklanmasına sebep olacak bu karar umarım ki gözden geçirilir.

Avukatlar “bu olayı 20 kişi yaptı, diğer 112 kişinin ilgisi yok demek ön yargıdır” diyor. Hatta daha ileri gidip “bu 20 kişi de aklanacak, diyorlar.

Dava avukatlarının altına herkesin imza atacağı şu sözleri önemli.
Muhsin Yazıcıoğlu suikastı çözülmek isteniyorsa, takipsizlik kararı tüm şüpheliler yönünden kaldırılmalı, hiçbir önyargı ve ön kabule tabi tutulmadan, sadece suikaste hasredilmiş bağımsız bir dosya olarak her açıdan derhal ve etkin soruşturma yapılmalıdır. Hukuk bunu gerektirir.”




15 Nisan 2018 Pazar

Sadece Hasbihal.. Başka derdim yok..


İzmir'den mezun olan dönem ülkücülerine yazdığım satırlar...15 Nisan 2019



Ülkücü “'Gafillerin ardında Allah'ı anan; kaçanların ardında vuruşan, ölüler arasında diri olan gibidir.” Böyle öğrendik, bunu yaşadık.

2016 yılında FETÖ marifetiyle, MHP’de suni kurultay yapmayı başaramadılar. Birçok arkadaşımızı “başka parti kurmayacağız” diyerek ve “artık iktidar olmalıyız” havucu ile ikna edenler, başka parti kurdu, programları HDP ile ikiz kardeş gibi.

İçlerindeki adlara bakıyorum, bir zamanlar birlikte yol yürüdüklerimiz. Gerçi bazıları mücadele yerine o dönemde kaçmayı ve ülküdaşlarını sırtından vurmayı tercih etmişti. Görmezden gelmiştik. Şimdi sırtımızın yine ortasına hançer sapladılar.

Bizler şanlı bir milletin karşılık beklemeden, Allah rızası için çalışan evlatlarıyız. Ülkücü olduğumuz için 80 öncesi vurulduk, sürüldük, işsiz kaldık, cezaevlerini doldurduk, darağacında sallandık.

Bugün payımıza düşen “ülkü imanını” kaybetmiş arkadaşlarımızın, NATO’cu, Sorosçu, Kürt özerkliğine cevaz verenlerle yol yürümekte oldukları. Üç hilal olmadan nefes alabiliyorlarsa, Muhsin başkanın katilini ters istikamette aratan binbaşıyla, kozmik oda bilirkişisiyle, Büyük kulüp üyesiyle, adeta FETÖ referansıyla bir araya gelenlerle aynı ortamda bulunmaktan rahatsız olmuyorlarsa onlara “Allah rahmet eylesin” demek düşer bize.

Özetle: FETÖ denilen melanet örgütü hep dikkatle izledim. Fetullah Gülen bana dava açtığında, yüzde yüz haklı olduğumdan kazanacağımı zannedip, kaybettiğimde “adalet var” sandığımdan çok şaşırmıştım. Davanın savcısının “muhterem Hoca efendi” demesi bile bende jetonu düşürmemişti. Sinsi, renk vermeyen, bulundukları kabın şeklini alan bin yüzlü şeytandan Allah hepimizi korusun.

İnsanları cüzdanından, gelecek kaygısından, yükselme hırsından yakalayan bu melanet örgütün, içimize soktuğu kriptolar vasıtasıyla halen yakamızdan düşmediğini görüyorum. Yedi düvelin tüm örgütlerine verdiğimiz mücadeleyi yeniden Türk Milleti adına kazanmamız için, bizler birey olarak bağlantılarımıza, attığımız adımlara dikkat etmeliyiz.

MHP’nin, Ülkü Ocaklarının bizatihi içinde olmadığı hiçbir oluşuma, organizasyona katılmamalıyız.

“Eski ülküdaşlarımız” bir kısmı çok değişmiş. Her biri bir yana savrulmuş. FETÖ uzantısı çevrelerin esaretinde, hareketi bilip-bilmeden çelmeliyor. Bunu da “hareketin iyiliği için yaptığını” söylüyor.” Bizle gönül bağı kalmayıp, başka yöne bakanların “hareketin iyiliğini düşünmesi ne mümkün.”

Özetle: FETÖ kriptolar vasıtasıyla halen tabandaki ülkücüleri organize, kanalize etmeye devam ediyor.. Dikkat ediniz demek istedim.

Selam ve sevgilerimle

ttk v y
neval kavcar

14 Nisan 2018 Cumartesi

Şam’a atılan taş, Ankara’daki camları da şangırdattı

Neval Kavcar

Dünkü yazımın son paragrafında “ABD akıllı füzeleri ne zaman yollar? Umarız yollamaz ama yollayacaksa da, bugün Miraç Kandili. Yanlarında Müslüman bir devlet de yok. O bakımdan, saldırı cumartesi sabahından itibaren her an başlayabilir..”yazmıştım. Öyle de oldu. Henüz akıllılar yola çıkmasa da, İngiltere-Fransa saldırıyı gerçekleştirmiş.

İngiltere “kimyasal saldırı sebebiyle vurduk” diyor. Fransa’da öyle. ABD “Rus hedeflerine dokunmadık” açıklaması yapıyor. Türkiye harekatı destekliyoruz” diyor. Tüm muhataplar kaçamak laflar ediyor. Harekatın tek suçlusu Esad yani.

Koalisyon Güçleri Irak’a “kitle imha silahları sebebiyle saldırmış, Saddam’ı Kurban arifesinde asmışlardı. Sonrasında “kitle imha silahı yokmuş, özür dileriz” dediler. Körfez Savaşının gayesi “sözde Kürdistan’ın temelini” atmaktı. 36. Paralel üzerine inşa edildi, hatta işi referanduma kadar da götürdüler. Komşu devlet topraklarına göz diktiklerini ilan ettiler.

Suriye daha yeni, hepiniz biliyorsunuz. Esad ailesinin geçmiş parlak değil. Bebek katili Öcalan Suriye’den başlatmıştı hain saldırılarını. Lakin velakin, Suriye topraklarını karıştıranlar, şu anda Şam’ı bombalayanlar. Bunu herkes biliyor.

Suriye demek Rusya demek ayrıca. Suriye toprak bütünlüğünü kaybedince, Türkiye sınırına PKK-PYD konuşlanmasına izin verdi. Putin akıllı strateji güttü. Netice de mevzunun DAİŞ değil, Sözde Kürdistan’ın ikinci ayağı olduğu ve denize açılmak içinde sıranın önce Hatay’a sonra, G.Doğu’ya geleceğini Ankara’nın göreceğini, gereğini yapacağı üzerine plan kurdu.

***

BAYKALSIZ CHP’NİN AKTÖRÜ KILIÇDAROĞLU, BAHÇELİ’SİZ MHP’NİN AKTRİSİTİ AKŞENER, ERDOĞAN’SIZ  AKP’NİN AKTÖRÜ İSE GÜL
(Değilse niçin Gül faktörü zorlanıyor?)

15 Temmuz darbesinin ana sebebi, Erdoğan’ın açılım denilen melanetin sonunda PKK’nın gitmeyeceğini, sivilleşerek HDP benzeri partileşme ile sözde devletin 3. Ayağını kuracağını görmesi idi. Milli görüş ekolünden “gömlek çıkarıp” geldiklerini ifade eden kesimi motorize eden FETÖ her vesile ile saldırmaya başladı. Hedefteki adı biliyorsunuz. Erdoğan’sız AKP. Örneğini “Baykal’sız CHP’de gördük.” “Bahçeli’siz MHP projesinin baş aktristi ve mandacı oluşumunu da biliyorsunuz.”

“Kürt açılımını” daha üst seviyeye taşıyarak, Türkiye ayağını savaşsız halletmek için TESEV, Abant Toplantıları devreye sokuldu. Yine de beklenen nihai adım atılamadı. 16-25 Aralık da bunlardan biridir. Yolsuzlukları aklamıyorum lakin yedi düvel sanıyor musunuz ki bilmem kaç milyon dolarlık hırsızlığın peşindedir. Ha bir de İran ambargosunun delinmesi var ki, suç dosyası gördüğünüz gibi kalabalık.
MHP’de işgale direnince, 15 Temmuz kaçınılmaz oldu. 15 Temmuz şerrinden, ülke için “hayır” çıktı.

***

BOMBALARLA VERİLEN MESAJ

Lafı uzattım, Türkiye’nin trio güçlerin yaptığı harekâtı” desteklemesinin anlamını bilemedim. Kimyasalı kimin attığı belirişiz, atıldı mı atılmadı mı belirsiz ve işin içinde yine “beyaz baretliler” var. Bu durumda kimi, niye destekliyoruz acaba?

Yedi düvelin Suriye’ye attığı füzelerin çok anlamı var.“ Birden çok mesaj içeriyor.
·         Rusya’ya: ‘Sözde’ Kürdistan’dan vaz geçmedik. Siz niye caydınız?
·         Rusya’ya : Niye bu işe çomak sokup, Türk harekatlarına izin verdiniz? Bedeli olur.
·         Rusya’ya : Esad çekilsin, Kürdistan’ın 2. Çeyreğinin özerkliğini ilan edin, siz de Tartus’tan çıkmayın, sizinle kapışmayalım.
·         Türkiye’ye: Çapınız, gücünüz ne ki debelleşiyorsunuz. Bize rağmen iki harekat yaptınız. Membiç’e izin vermeyiz.. İlmek ilmek örülen 2. Kürdistan ayağını dağıttırmayız. Israrcı olursanız, Güney Doğuyu ufak çaplı karıştırır,  kimyasal atar, bundan sonraki füzeleri Ankara’ya yollarız. Siz kimsiniz?

İran-Rusya-Türkiye üçlüsüne verilen mesajdan en güçlüsü Türkiye’ye.
Kurduğunuz ittifaktan, diğer ikisi kurtarır Türkiye sıyıramaz, eski duruşuna geri dön tehdidi var.

İki ucu moklu çomak arasında, doğru yolda yürümeye devamdan başka çare yok.

***

AKILLI FÜZELERİN BİR HEDEFİ DE “CUMHURBAŞKANLIĞI HÜKÜMET SİSTEMİ”

“Türkiye-Rusya-İran”ın Suriye’deki yangını söndürme girişimine ABD “biz müsaade etmedikçe o yangın sönmez” diyor. Son bir kaç gündür İran’da doların sabitlenmesi, Rusya’da ki döviz dengesizliği de gösteriyor ki ekonomik saldırı da had safhada.

“Günaydın” demesin kimse. Ekonomik baskıdan bahsetmiyorum. Kendine gelen ve kararlarını Ankara’dan vermeye başlayan Türkiye’ye “ayağını denk al” deniliyor.

“Cumhurbaşkanlığı sistemini uygulamaya koyarsanız, bedelini ödersiniz” tehdidi var. Mümbiç’in önünü de kesme girişimi bu borbardıman.



12 Nisan 2018 Perşembe

CHP, Oturma değil ‘susma eylemi” yapmalı


Neval Kavcar
Farkında iseniz, Kemal-Meral ikilisi eşgüdüm içinde. Genel seçimden sonra Akşener siyaseti bırakacak, Kılıçdaroğlu’da parti başkanlığını. Seçime kadar, tabanı ve kararsızları toplamakla görevliler. Abdullah Gül ya da “evin içini yedi düvelin arzusu istikametinde düzenleyecek” olası aday için kanlarının son damlasına kadar çarpışacağa benziyorlar.

Milli ittifakı ayakta tutup, yedi düvele karşı mücadele eden iki lideri toplum nezdinde itibarsızlaştırma, atılan milli adımları kaosa dönüştürme gibi Soros isyanlarını hatırlatan gidişatla karşı karşıyayız.

Diye düşünürken, CHP’nin meydanlara çıkacağını öğrendim. Sebep? OHAL istemiyorlarmış.

OHAL nerelerine batıyor gerçekten meraktayım. Sıradan vatandaşın değil teröristlerin OHAL ile sıkıntısı var. CHP’nin OHAL’den sıkıntısı nedir? OHAL varken hakaret dozunu arttıran, devletin terörle mücadelesine dahi karşı çıkan anlayışları ile OHAL takıntısı “PKK’ya-FETÖ’ye nefes aldırma” düşüncesi mi diye soruyor millet. OHAL’de ne kısıtlanıyor mesela? Bir örnek..

“Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sisteminin “kabul yıl dönümünde yani 16 Nisanda meydanlara çıkıp, 81 il merkezinde “OHAL değil demokrasi istiyoruz” diye bir saat oturma eylemi yapacaklarmış. “Susma eylemini” tercih ederdim. Eylem tarzının Soros tarzı olduğuna dikkat. Kim bilir o gün başka hangi örnekler daha göreceğiz?

Demokrasi” dedikleri, PKK-FETÖ’nün rahatça at koşturması mıdır? OHAL, melanete karşı tedbir olarak alındı, devam ediyor. Türkiye savaş da. “Akıllı füzeler geliyor” denilen ortam da bizim şaşkın muhalefet “OHAL kalksın” diyor.

Fransa’da 120 kişinin terör saldırısında ölmesi ile OHAL ilan edilip sürdüğünde, hiçbir muhalefet lideri çıkıp da “demokrasi” dememiştir. Adamlar muhalif de olsa “milli”, Bizimkiler gibi TESEV’ci, Soros’cu değil. Batı ülkelerinde OHAL olsun olmasın, OHAL var gibi devlete karşı işlenen suçlarda başları anında eziliyor. Resmen OHAL olmasa da, toplum OHAL içinde gibi yaşıyor.

2002 yılında Helsinki’de “dakikalarca tek araç geçmemesine rağmen insanlar kırmızı ışıkta bekliyor neden” diye bir yetkiliye sorulmuştu. Alınan cevap şuydu. “Çevrede polis var zannediyorlar.”

Asıl, batı meydanlara çıkmalı “Demokrasi” diye. Bizde fazlası mevcut.
***

OHAL’den yedi düvel rahatsız

Terörle mücadeleden yedi düvel tedirgin. Fransa ve İngiltere’nin Afrin ile söylediklerini hatırlayın.
PKK-PYD Suriye’den tamamen kovulmak üzere olduğu için rahatsız batı. Türkiye’nin yaptığı iki harekat sonrası başarıdan oldukça rahatsızlar. Batıyı, PKK partisini anlarız da, CHP-İP-SP’ye ne oluyor?
***

BUNLARDAN BİR CACIK OLMAZ

Trump “akıllı füzeleri göndereceğini” söyleyince, Putin rest çekti. Türkiye “kaba kuvvetle olmaz” dedi. Yapıcı davrandı. Fakat ABD-Rusya-İngiltere troykası illa ki 3. Dünya Savaşı çıkarmada kararlı duruyor. Kimyasal atıldı-atılmadı tartışmasından, BM’de çıkan arbedeyi gördünüz. “Atıldıysa bırakın incelensin” değil mi?

Allah muhafaza bir savaşın göbeğinde kalsak, BM hikaye. Duma’ya kimyasal atıldıysa bile kimin attığı belirsiz bu ortamda, kimsenin kayığına binmemek en doğrusu.

Trump’un attığı twitler umalım ki Kore lideriyle atıştığı noktadan öteye geçmesin. Savaş gelip gelip giderken, iyice zavallılaşan muhalefetle işimiz zor. Utanmasalar “bu harekatları yapıp, yedi düvelin nefretini celbediyorsunuz” diyecekler.
***

ABD AKILLI FÜZELERİ NE ZAMAN YOLLAR?

Umarız yollamaz ama yollayacaksa da, bugün Miraç Kandili. Yanlarında Müslüman bir devlet de yok. O bakımdan, saldırı cumartesi sabahından itibaren her an başlayabilir..
***

Miraç Kandilinin mazlum milletlere kuvvet olması, azanları da engellemesi dualarımızla.



Ali Lapanta İyi Parti’den neden istifa etti?


Neval Kavcar
İyi Parti kurucular kurulundaki bu isim Yazıcıoğlu davasında şüpheli adlardandı. 75 milyonluk Türkiye’de parti kurucu yapmak için “Yazıcıoğlu’nun helikopterini ters istikamette arattı” denilen Ali Lapanta’dan başkası yok muydu?

Yine Kozmik oda bilirkişisi Umut Barış Erdoğan’dan başka kimse yok muydu kurucu üye yapacak?

Şimdi konuyu saptırmayalım. Emekli korgeneral Ali Lapanta, İyi parti kurucular kurulundan istifa etti.-11 Nisan 2018.
Yok gururdan falan değil. Bu konuda üzerine çok gidildi de canı sıkılmış da değil. Partinin kafasına uymaması da değil sebep.

İstifa sebebi “Muhsin Yazıcıoğlu davasında takipsizlik kararının kalkması.” Takipsizlik kararı kalkınca Ali Lapanta istifa etti. Tuhaflığa bakın ki “takipsizlik kararı” 15 Temmuz darbe girişiminden 25 gün önce alınmış. (29 Haziran 2016)

Takipsizlik kararı ile Lapanta’nın ne ilgisi var da hemen istifa etti? Bilmiyoruz.

***
ARAMA KURTARMAYI BİRİNCİ ELDEN YÖNETEN EN YETKİLİ KOMUTAN ALİ LAPANTA

Yazıcıoğlu davası avukatlarından Selami Ekici demiş ki:
Ali Lapanta dönemin Adana Jandarma bölge komutanı. ..Malatya özel yetkili savcılığında bu şahsın şüpheli sıfatıyla ifadesi alındı. Onun iddiası ise benim görev alanım değildi ama yine gittim Muhsin Başkanı sevdiğim için gibisinden bir ifade vermişti. Ben makamımda otursaydım sorumlu olmayacaktım falan gibi. Bunlar tabi hikaye kısmı. Bu adam arama kurtarmayı birinci elden yöneten en yetkili komutan.25 Ekim 2017

İyi partinin resmi yayın organı Yeniçağ yazarı Yavuz Selim Demirağ ise o dönem yazdığı köşesinde Ali Lapanta için, İyi Parti kurucusu olduğundan ve Akşener’i yıpratmak amaçlı adı gündeme getiriliyor demişti. Ne alakası var? Muhsin başkanı Keş Dağlarında ters istikamette arattı denilen komutanı İyi partiye kim aldırdı ise düşmanı orada arasınlar.

Yazıcıoğlu davasından yargılanmış Lapanta’nın, Kozmik oda bilirkişisinin partide işi nedir?

***

İYİ PARTİDE ÜLKÜCÜ OLUNMAZ

Bunu kendileri söyledi. Ülkücü parti değiliz diye. Hal böyle iken burada bulunan partilileri zorla “ülkücü” yapmaya” çalışma garabeti nedir?

Yeniçağ yazarı, ailesi şöyle ülkücü böyle ülkücü, demiş. Kimse ülkücüler üzerinden kendini temizlemeye kalkmasın. Ülkücü olan partisine kumpas kuranların peşine takılmaz. Üstelik işte yazıp çiziyoruz türlü tevatüre rağmen. Parti programına, PKK’ya karşı yapılan askeri harekatlardaki tavırlara rağmen halen fason bu oluşumda ısrarlı olan ülkücü değildir, Türk Milliyetçisi zerre değildir.

Ne demek “psikolojik üstünlük PKK terör örgütünden sivil inisiyatife geçecek” demek. Nedir sivil inisiyatif? Bölgedeki HDP başta olmak üzere PKK uzantısı STK. Kaçtır soruyorum, Yeniçağ’ın gürlek yazarları “Doğu-Güney Doğu Sorunu” ve o bölümde yazanlar nedir diye bir kelime yazamıyor.(İyi Parti programı) Ne ballı maaşlarmış, ne sıkı bağlantılarmış kardeşim.

26 yaşındaki uzman çavuş Sefa İzbudak 6 aylık bebeğini yetim bırakıp bu vatan için şehit düşecek, medya prensleri köşelerinden “Doğu-Güney Doğu Sorunu nedir?” diye soramayacak, umurlarında da olmayacak..Sonra millete “ülkücülük nutku” atacaklar.

Ali Lapanta için AKP’liler kaşıyor demiş.. Destici her gün protokolda demiş..15 Temmuz gecesi FETÖ’cüler Lapanta’yı görevden almış vs vs. Şu anda Ali Lapanta için konuşmuyorum fakat FETÖ’nün kendi adamını bile şikayet edip içeri attırdığı dava tutanaklarında var. 15 temmuz sonrası verilen emir “herkesi FETÖ’cü diye şikayet edin.” Suçluyu suçsuzu birbirine karıştırma yani.

Ali Lapanta “aramama emrini” vereni tanıdığı için mi korunuyor gibi beyin yakan düşünceler de var.

Neyse efendim, Muhsin Yazıcıoğlu davasının yeniden görülmesi, delillerin daha titiz incelenmesi, karanlık hususların aydınlanması temennim.

***

İSMAİL GÜNEŞ’İN EŞİNİN ATTIĞI TWİT

Muhsin Yazıcıoğlu’nun düşen helikopterinden dakikalarca telefonla konuşup yardım isteyen, bulunduğunda ise çenesinin kırıldığı görülen rahmetli gazeteci İsmail Güneş’in eşi Ali Lapanta adını duyunca attığı Twitte:
Yazıcıoğlu suikastinde 8 yıldır şüpheli olarak adi geçen Ali Lapanta hiç mi duymadınız? İyi parti oluyum, derken kötü başlamışınız yola” Demişti. – 26 Ekim 2017



11 Nisan 2018 Çarşamba

Saadet ve İyi Parti İttifakının iç yüzü


Neval Kavcar
Estetikli siyaset anlayışları ile millete umut olarak kakalanan tiplerin kurduğu kumpaslar bitmiyor. İşte yeni bir tanesi, beklenen son; Saadet ve İyi Parti bir araya geldi. Niçin?

Bir çok sebebi var. En önemlisi CHP tabanı. Evet, içlerinde liberal sağ kökenliler var. Lakin aday göstermeye geldi mi iş değişiyor. Kabuk değiştirmemiş eski CHP’liler “ilk tura herkes kendi adayını göstersin, en çok oy alanın adayı desteklensin” mizansenine inanmış görünüyor. (En çok oyu alacaklar ya “bu defa da sağ bizi desteklesin” diyorlar. Bunda çok haklılar.)

Lakin, baştan beri böyle bir strateji zaten yok.(Cumhur İttifakından önce de yoktu.) CHP’nin adayı ilk turda muhalefet arasında ipi göğüslese bile ki matematik gerçek bu, düşünülen yol değil. Rasyonel hiç değil. Meselâ İyi partiyi bir şekilde, kerhen de olsa destek verecek ve caymaya hazır, ülkücü taban kalkıp da “Muharrem İnce’ye” oy vermek ister mi? Sözde CHP’yi yönettiğini iddia edenler, olaya güya buradan bakıyor.

Sanki eski sistemde CHP iktidar olmadığı halde, Çankaya’ya CHP kökenli aday çıkarmış gibi. “Sizde birleşin” cümlesinin cılkını çıkardılar.

Oysaki projenin gövdesi halen aynen duruyor. Bilhassa CHP sürekli strateji belirliyor gibi yapsa da, tali yoldan ana yola çıkmaya hazırlanıyor. Ana yolda bekleyen ise Abdullah Gül.

O bakımdan CHP’nin, İP’nin oy oranı şudur, kendi adayları vs gibi detaylarla “kanalize edilmiş Türk Milliyetçileri, SP’nin bir kısım tabanı, AKP’li küskünler ve CHP’nin ulusalcı ana direği” oto yola sevk ediliyor. Film bir yerde kopmazsa aday belli.

Katalizör rol Meral Akşener’de. Bunun içindir ki tüm mermiler tüketilene kadar yanına istihdam edildi. Yeniçağ gazetesi patronu, MHP’den koparılan vitrin vekiller, CHP’den gelen vekil, büyük kulüp üyesi, eski DSP’liler, DYP’liler, Masonlar, Sorosçular.. akla gelebilecek her detay reklam amaçlı yanında konuşlandırıldı.

***
AKŞENER TAVŞAN ADAY

Akşener’in Karamollaoğlu ile “iitifak anlaşmasında kitlelere deniliyor ki “herkesin Cumhurbaşkanı olsun dediği Meral Akşener (ki kim bu herkes? ABD’nin 2 Ankara Büyükelçisi mi yoksa Emre Uslu mu??) Abdullah Gül için adaylığı bırakacak. Yoksa SP’nin adayı gayrı resmi olarak belli, ee Akşener’de “adayım” diyor. Normalde böyle ittifak olur mu? İki adaylı yani.

Ha, şimdi denilecek ki? İlk turda en çok alan falan. Geçin bu masalı. Başlangıç noktası, herkesin ilk turda adayını göstermesi masalı-ydı ama gökten üç elma yedi düvelin başına düşecek. SP ve İP’nin “anlaştık” dediği ilkeler “duruma göre vaziyet alma.” “Davulun da, tokmağında” yedi düvelin elinde olacağı iki başlılığa geri dönmede başrolü oynayacak Gül’ün yanında durmaktan ibaret rolleri. Yoksa ilk turda, SP ve İP yarışacak da ne olacak? Ha bir de CHP ve HDP’yi ekleyin. Buna inanıyor koca koca insanlar ki hayret bir durum.

Fehmi Koru günlerdir orta yerinden çatlıyor. “Ey muhalefet acil birleşin” diyor. AKP tabanına oynuyor “AKP’nin anket şirketinden ‘Cumhur İttifakına kötü haber” deyip, ardından “o anket şirketi AKP’nin değilmiş” diyor. Sonra “Erdoğan niye tek başına gibi seçime girsin. Gül parlamenter sistem, Erdoğan’da Cumhurbaşkanlığı sistemi” adına yarışsa ya..” diyor. Dünyaya ne demokratik olduğumuzu göstermeliymişiz. He, Fehmi Koru he..“Demokratik olacağız” diye aziz vatanı böldürelim.

Sanki millet 16 Nisanda “referandumla Cumhurbaşkanı sistemini kabul etmemiş de, genel seçimde “yeniden oylayalım” demeye getirip %48’i çantada keklik olarak tutmak istiyor.

Gerçekten illallah. Bu kadar kumpasçı insanı bu devlet ne ara yetiştirdi, besledi, meşhur etti?
Bende istiyorum artık erken seçimi.
Eylülde olsun, şu ikiyüzlülük de bitsin.

***

UBER KONUSU VE AVRUPA ADALET DİVANI KARARI

UBER; küresel korsan taksicilik ağı. Bulunduğu devletle bağı yok. İnsanlara şirin ve ucuz gösteriliyor, devletler sömürülüyor. Soros taksiciliği. Etkile, kullan, sömür.

Bazıları çıkıp “bizde Internet ağı üzerinden taksicilik yapalım” diyor. Konu program ve lüks araçlar değil ki. Mesela İstanbul trafiğinde 15 dakikalık yola peşin para alacak UBER bunu babanızın hayrına mı yapacak? Kaldı ki böyle bir şey yok. Açın yönetmelik denilen dandikliği bir okuyun önce.

Şu ana kadar edindiğim intiba, öncelikle UBER taksicilerinin fena sömürüldüğü. UBER’in, piyasayı ele geçirirken devletleri yok sayması da cabası. Müşterinin muhatap bulamamasını saymıyorum bile. San Francisco, Kaliforniya merkezli UBER şebeke ağı, bakın “şebeke” diyorum, ulaşıp da “Şişli Fulya’dan Taksim’e indim, 16 lira tutmalıyken, 35 lira verdim” deseniz karşı taraf size ne diyecek? (J))

Beşiktaş Ihlamur Deresi caddesinde yağmur altında bekliyorsunuz. Taksi durduruyorsunuz “abla, değişim saati alamam” diyor, gidiyor. Ya da sizi birkaç sokak dolaştırıyor. Bunun çözümü UBER değil ki.

Avrupa Adalet Divanı bir karar verdi. “Uber'in Fransa'da lisansı bulunmayan sürücüler kullanarak  gerçekleştirdiği UberPOP hizmeti hakkındaki davayla ilgili emsal teşkil eden  kararda, "Üye devletler, AB Komisyonu'na bildirimde bulunmaksızın, bir ceza  hukuku konusu olan UberPOP hizmetinin yasa dışı ulaşım faaliyetlerini  yasaklayabilir veya cezalandırabilir” dedi.

BU KARAR TÜRKİYE İÇİNDE EMSALDİR.


9 Nisan 2018 Pazartesi

İyi Partinin Gazetesi: Yeniçağ


Neval Kavcar

Doğan medya satıldı, Meral-Kemal-Temel üçlüsünün reklam kaynağı kesildi. Yeniçağ, Sözcü, Halk.tv var ama Hürriyet-CNNTürk rüzgârı kadar olmayacak. Onlar tarafsız görünüm altında, millete algıda başarılı idi.

Peki; Yeniçağ’ın sahibi Ahmet Çelik’ten, Aydın Doğan çıkar mı sizce?

A. Doğan gücünün zirvesinde iken “hükümetleri kurup yıkmaktan” bahsetti ama kalkıp da bir partinin kurucu üyesi olmadı. Atacak barutu kalmayınca da, bıraktı. O iş zor yani.

Hürriyet’te yazan “Türkiye Türklerindir” cümlesi, Yeniçağ’da karşımıza çıkıyor. “Dünyayı Türkçe okuyun”da yazılınca aklıma, Türk bayrağı dalgalandıran Türk okulları geliverdi. “Türk” kelimesinden geçilmiyordu ama eğitim dili İngilizce idi. Bunu yazdığımda ne çok kişi saldırmıştı, iftira diye.

Neyse biz dönelim Ahmet Çelik’e. Şimdi siz programında “eşit vatandaşlık” yazan bir partiyi kurduysanız, eşit vatandaşlık adı altında başka etnisitelere ülkeyi bölünmeye yönelik haklar tanınmasında sessiz kaldıysanız, gazetenin tepesine iliştirdiğiniz “Dünyayı Türkçe okuyunuz”un anlamı olmaz. Akşener’de zaten baktı olmayacak “eşit vatandaşlık, gugıldan oldu” deyip çıktı. O kolayını buluyor. Suçu başkasına atıp sıyrılıveriyor. (Yeniçağ Gz. Patronu Ahmet Çelik, İyi Parti kurucusudur.)

Program çalışılırken gugıl kullanılmış da, birisi yazmış da, programa öyle girmiş-miş. İnandık mı? Hayır. Görülmese, tepki oluşmasa “eşit vatandaşlık” kalacaktı.

Hadi o gugıldan oldu, “Doğu-Güney Doğu Anadolu Sorunu, bölgede insiyatifin PKK terör örgütünden sivil anlayışa geçmesi” nerden oldu, ne demektir? Üstelik halen yerli yerinde duruyor.

Yeniçağ, İyi Partinin resmi gazetesi artık. Adı “İyi gazete” mi olsa acaba? Vaktiyle Cumhuriyet, CHP’nin gazetesiydi. Son tahlilde, Doğan Medya tesislerinde basılmaya başlamış, liberalleşmeye yatay geçiş yapmıştı. Bakalım Yeniçağ’ın akıbeti ne olacak?

Gazetesini hem iktidar medyasının tesislerinde basıp, hem de isyan eder gibi görünmek nasıl bir oyundur? Birçok gazetenin bilmem kaç bin adet satıyoruz deyip, devletten reklam aldığı ortamda, birlikte yürüdükleri kaypak siyasiler evlerine çekildiğinde ne yapacaklar?

***

YENİÇAĞ İYİ PARTİNİN BASIN(propaganda) ÜSSÜ

Ne üs ama diyorsunuz, biliyorum. Bu gazete yayın hayatını, ‘sözde’ MHP yönetimi karşıtlığı içinde sürdürdü. Oradan ekmek yedi. FETÖ’cülerin gazladığı kimliklerin rüzgarına kapılan bir kesim de onları okudu. “Tarafsızlık” dediler “Ülkücü hareketi düşünüyoruz” dediler. Bir baktık yüce divan defolu Koray Aydın’ı Kuvayı Milliyeci ilan edivermişler, MHP’nin başına geçirmeye çalışıyorlar. Nasıl bir düşünmeyse artık?

Gelinen noktada, Yeniçağ Gazetesinin patronu Ahmet Çelik’i İyi partide kurucu üye olmaya kim ikna etti? Başka örneği varsa ben bilmiyorum. Gazete çıkarırken parti kurup, sonra o gazeteyi nasıl herkes alacak?

Akşener’de star ışığı gördü “iktidar medyası oluruz” düşüncesine mi girdi? Ya da kimleri kıramadı da bu işe soyundu, insan merak ediyor.

İyi partinin basın üssü demişken, öncelikle yazarları eğrileri doğrultmakla görevli. 62’lık siyasi starın uçuk sözlerine sürekli estetik yapıyorlar. Patronları Ahmet Çelik, yazar Özcan Yeniçeri partinin kurucu üyesi. Ümit Özdağ’da. Akşener’in basın danışmanı Murat İde yine gazetede.

Resmi ya da gayri resmi, İyi parti ile Yeniçağ iç içe geçmiş durumda.
Böylesini ilk kez görüyoruz.

***

CHP VE İP’İN PROGRAMINDA ÖZELLEŞTİRME VAR

Akşener “Özelleştirmelere dur demek vatan savunmasıdır” diyor, Kılıçdaroğlu “şeker vatandır, satılamaz” diyor. Meral-Kemal ikilisi bu sloganlarla “şeker fabrikaları satılamaz” mesajı veriyor. Yani “özelleştirmeye karşılarmış.”

İyi partinin programında ne yazıyor? “Blok satış yöntemi yerine sermayeyi tabana yayacağız.” Bloktan kasıt, tek elde toplanmasına karşılar. Bunun dışında satış serbest. “Özelleştirmeye, şeker fabrikalarının satışına karşı değiller.” Ama şeker fabrikası önüne gidip “özelleştirmeye karşıyız” diyorlar.(Kopyayı bile tam çekememişler)

Kılıçdaroğlu da “şeker vatandır satılamaz diyor. Tam Soros ağzı. Şekerle vatanın ne ilgisi var? Cumhuriyet kurulurken, devletin öncülük etmek amacıyla kurduğu şeker fabrikasında siviller şeker üretecek. Burada önemli olan, şeker pancarı üreticisinin zorda kalmaması.

Gelelim CHP’nin programında özelleştirme konusunda ne yazdığına. Sayfa 175. “Ülke ekonomisinin ihtiyacına göre kullanılması gereken araçtır. “ Ee, hani “şeker vatandı, satılamazdı.”

CHP’de, İP’de “özelleştirmeye karşı değiller.” Fakat mitingler düzenleyip “karşılarmış” gibi yapıyorlar. Kılıçdaroğlu Çorum’a, Akşener Alpullu’ya gidip “şeker fabrikalarını sattırmayacağız” diyor. Yalandan kimse ölmemiş ama bu siyasiler, saç baş yolduruyor.

Not: İyi Partinin özelleştirme konusunda MHP’den kopya çektiğini, hatta Akşener dahil partililerin programda ne yazdığını bilmediğini söylesem acaba ne dersiniz?



7 Nisan 2018 Cumartesi

Meral-Kemal İkilisi Magazine Daldı

Neval Kavcar
Afrin harekatına katılan askerlere moral için sınıra giden sanatçılara Kılıçdaroğlu demediğini bırakmadı. Konuşmasını dinledim gözleri patlamış, yüzü kızarmıştı. O kadar öfkeliydi ki, kendini kaybetmişti adeta. Yapılan neydi? Askere moral için sınıra gidilmesi.  De, ne olursa olsun. İnsan bunca kontrolünü kaybeder mi?

Gelelim Akşener’e. İyi parti genel başkanı. Konuştuklarını düşünmeden mi söylüyor, söylediklerini kulakları duyuyor mu şüpheliyim. Geçen gün 15 Temmuz gecesi Erdoğan uçakla kaçtı demişti, şimdi “metal yorgunluğunu atmak için askeri kullandı” dedi.

15 Temmuz demişken, ‘meydanlara biz de çıkalım” diyen bir partilisine  ‘sizi ilgilendiren bir durum yok, evinize gidin” dediği söyleniyor. Bu iddia doğru mu değil mi, ona cevap vermeli. Başkasının üç oğlağı beş keçisinden önce, dönüp kendine bakmalı. Parti programındaki defo, kurucular hakkındaki çeşitli iddiaları örtmek için uçuk kaçık laflarla magazin siyaseti yapıyor.

Aslında Afrin harekatına karşıydı bu tencere kapak ikilisi, susmak zorunda kalmışlardı. PKK terörünü bitirmek için geç kalınmış harekatı alkışlamak yerine “metal yorgunluk için yapıldı” diyor İP’çi Meral.. Eğer sebep oysa “Afrin yetmez Mümbiç’le devam edilmeli” demek nedir?

Bu ne dengesiz siyaset böyle? Mümbiç’le hepten metal yorgunluğu kalmaz ya? Şimdi de Akkuyu nükleer santral Rusların olacak, diyor. Birileri onu muhatap alsın diye fıtık olacak, demedi demeyin. Torunu “dede eve dön artık” dese bari. Siyasetin ayarını düşürdü valla.
                                            ***

SORULARA CEVAP VERMEK YERİNE GÜNDEM DEĞİŞTİRMECE

·         Bu arada kendisine sorulanları hiç cevaplamıyor Meral hanım. 15 Mayıs 2016’da MHP’de kurultay olsun diye karar çıkaran fakat ve şimdi FETÖ’den tutuklu, çeşitli bağlantıları olan Hakim Burhan Yaz niçin kurultay olsun diye uğraştı?
·         AKP’nin kurucuları arasında olduğu halde “kovuldu” iddiası doğru mu?
·         Cumhurbaşkanlığı seçimi sonrası siyaseti bırakacak mı?
                                             ***

PKK İLE MÜCADELENİN ADI “METAL” OLDU, TAM MERALLİK

PKK ile mücadelenin adı “metal” oldu çıktı. Gerçekten yazık. Sıradan bir ev kadını olan asker anaları evladına “PKK’yı temizlemeden gelme” derken, geçen yıl MHP’yi işgal girişiminde başrolü oynayan Akşener “Zeytindalı harekâtına” nasıl cahilce ve fitne bir anlam yüklüyor.

Yazıklar olsun diyeceğim bir vukuatı daha var.
Hatay’a askere moral için giden sanatçılar için “Biz iktidar olduğumuzda bu sanatçılara selam vermeyeceğiz" demiş. Bu sanatçılar sanki PKK’ya moral vermeye gitmiş gibi, Akşener’in ve Kılıçdaroğlu’nun bu hazımsız tavır, totalde 5 puanlarına mal oldu.

İşte bu sebeple ne CHP, ne İP sittin sene ne iktidar yüzü görebilir ne de milletten teveccüh? Bu hallerine bakıp bunlara kim selam verecek acaba?

İP zaten genel seçim sonrasına formatlı, dağılıp gidecek. CHP’de TESEV’ci Kılıçdaroğlu kamburunu sırtından atmazsa, onları da bölünme bekliyor.

Abdullah Gül ise erken seçim kokusu aldı “nasıl hazırlanıp yetişeceğiz. Muhalefet dağınık” tedirginliğinde.
                                                     ***

BİR SORU ÜZERİNE

Bir önceki işlediğim kriptolar üzerine sorular geldi. Elbette kriptoları tam yansıttığımı söyleyemem. Bir köşe yazısı içinde ne kadar anlatılabilirse o kadarını ele aldım. Soru ise şöyle?

“Sizce kripto-lar Bank Asya’ya koşmuş mudur?
Cevap: HAYIR.
Onların görevlendirildiği “Okçular tepesinin koordinatları farklı. Orada bekliyorlar.”
                                              ***

“ECEVİT ÇEKİLSİN” SALDIRISINI DOĞAN MEDYA VE TÜSİAD BAŞLATMIŞTI (2002 Yılı)

Ecevit’in aniden rahatsızlanması üzerine Aydın Doğan’ın medyası “Ecevit çekilmeli” taarruzuna başlamıştı. Bu arada 80 öncesi Ecevit döneminde en ağır mağduriyetleri yaşamış biri olarak yazdığımı da bilin.

“Ecevit hasta, görevini yapamıyor, ekonomi kötüleşti” başlıklarının arkası kesilmiyordu. Oysaki ekonomik tedbirler alınmış, sonucu bekleniyordu. Bu arada Ecevit’in sağ kolu Hüsamettin Özkan, Kemal Derviş gibi adlarda Ecevit’i ABD adına istifaya zorluyordu. Mesut Yılmaz “Ecevit çekilsin, Kemal Derviş başbakan olsun, MHP gitsin, DYP gelsin” kulisindeydi. Bahçeli gizli toplantıları, MHP’siz hükümet formülü ile “AB-D ne derse yapmaya hazır yeni hükümet modelini”  gördüğü için “erken seçim” dedi.

Bu kısa özetten sonra: Hürriyet’in “titriyor, yürümekten, konuşmaktan aciz” dediği Ecevit gibi Aydın Doğan, medyasından başkasının omuzuna tutunarak, konuşmaktan aciz, titreyerek çıktı.




5 Nisan 2018 Perşembe

Okçular tepesinde hâlâ bekleyen FETÖ’cü Var mıdır?

Neval Kavcar

“MİT açıkladı! Emniyette 6 bin kripto FETÖ'cü var.” - 4 Nisan 2018

Kim bilir kaç altı bin var. İnsanları boğaz derdinden ve gelecek kaygısından yakalayan, bir kısmını inanç üzerinden kafalayan, gariban aile çocuklarının Müslümandır diye ellerine verdiği yerli CIA örgütü hakkında çok yazdım. “Abartıyorsun, Türk bayrağı dalgalandırıyor, hizmet ediyorlar” dendi. Gençleri nasıl robota dönüştürdüklerini hep birlikte gördük.

FETÖ vaktiyle “Atina’da bir cami, karşılığında Rum Ortodoks Patrikhanesi açılsa, ne güzel olur” deyince FETÖ’cüler hemen “ne yaman pazarlık” demişti. Osmanlıdan kalma 400 civarı camiyi dozerleyen Yunanlılarla yaman pazarlıkmış. Onlar hakkında en son (muhtemel 2009’du) “F.Gülen uluslararası bir meseledir. Şu saatten sonra devletleri ilgilendirir” demiştim.

O sebeple sadece emniyette değil, nefes aldığımız her nokta kripto kaynıyordur. Mikrop gibi. Tabii bunu hastalıklı bir evhamla değerlendirmiyorum. Yaklaşık 40 yıldır, sağ görünümlü iktidarlar hatta Ecevit dönemi de dahil montelendiklerinin örnekleri var. Bildiğimiz casusluk faaliyeti nihayetinde.

Rahmetli Hablemitoğlu “duble casuslar” diyordu onlara.
***
O KADAR GÜVEN VERİYORLAR Kİ, FETÖ’CÜ OLDUĞUNA DAİR 100 ŞAHİT GELSE İNAN-A-MAZSIN

Bazıları sinyal veriyor konduramıyorsunuz, bir kısmını hiç anlayamıyorsunuz. Ser verip, sır vermiyorlar. Renksiz, kokusuz, çevresine uyumlu, girişken tipler. Yapılmasını istediğin şeyleri senin adına yapıveriyorlar. Faaliyette on numaralar. Bulundukları yerle bağlarını, genelde vefat etmiş kişiler üzerinden kuruyorlar.

Rus Büyükelçisini öldüren Mert Altıntaş’ı tanıyanlar, “kendi halinde, sakin” diyor. İnsanları yerine göre kodlayıp, yetiştiriyorlar.

Onlar gibi kontrollü ve tetikte olmak gerekiyor. Ve tabii devletimizin gücü önemli. Çam sakızı gibi yapışkan, bulunduğu kabın şeklini alan şeytanla mücadele hiç kolay değil. Yalancılar, dönekler, vesvese verirler. Doğruyu yanlış, yanlışı doğru gösterirler. Bulundukları yere itina ile yerleştirilirler, gayretleri ile göze girerler. O kurum ya da partilerin kalbi diye tabir edilen noktalardaki kişilerle samimiyet kurarlar. Aynısını Orta Asya Türk Cumhuriyetlerinde yaptılar. Devlet yönettiler. Karşılarına çıkanı ezer geçerler, bunu da başkasına yaptırırlar.
***
KRİPTOLAR ÖZEL ÜRETİM

Kriptoların hiç bir zaman FETÖ’nün okul, dershane, Bank Asya gibi kurumlarıyla bağlantısı olmuyor. Her kurum, partiye göre özel yetiştiriliyor-lar”  bilgisi önemli.

Kriptolar zamanı gelince, işaret verilince ortaya çıkmak üzere tasarlanmış. O vakte kadar bulundukları noktalarda uyurlar.. Olurda bir abi konuşmazsa, bulundukları yere kene gibi yapışık şekilde yaşarlar. Truva atı örneği de, Brütüslük de onları tarife yetmez.

Kurumlarda insan kaynaklarına, parti, STK gibi yerlerde yönetime, bir numaraya yaklaşırlar. Güvenini kazanırlar. Bazen küçük Emrah gibi olurlar, bazen sırtlan kesilirler.

“Aleniler varken niye kriptolarıyla uğraşalım ki?” diyor birileri. Kripto, mikroptur. Bulunduğu bünyeyi hasta eder..Tespit edilemese bile şüphe varsa buna rağmen “mümkün değil” deniliyorsa, o kripto gemileri yaktığında,  öncelikle kendisini “güvenilir dost” sananları uçuruma iter.

FETÖ kriptosu denilince sanılmasın ki, FETÖ bir gün olmayınca bunlar fabrika ayarına döner. Ruhsal olarak etkilenmiş, sorgulamadan verilen emiri yapmaya alışmış ve bunu içselleştirmiş olanın fabrika ayarı olmaz. Kontrol panelinde kim var diye merak edecek kapasitesi kalmamış bu enkazlar, son nefeslerine kadar verilen görevi icra eder.

Demek istediğim, bir nesil yedi düvelin kenefinde debeleniyor. Onlar için yapacak hiçbir şey yok. Hangi ad altında olursa olsun kimse çocuğunu bedavaya okutacak, dinini öğrenecek diye ya da başka bir sebeple birilerine teslim etmesin. Yoksa ya katil olur, ya da yedi düvele istihbarat elemanı. Ne dünyaları kalır, ne de ahretleri.
*** 

“BANK ASYA OKÇULAR TEPESİDİR, TERK ETMEYİN… FETULLAH GÜLEN”

Bu talimatı alan 90 bin kişi Bank Asya’ya para yatırdığında, Okçular tepesini terk etmeyen kahramanlar olarak gördü kendini. Bazıları da korkup yatırmıştır. Çayın taşı ile çayın kuşunu avlıyor yedi düvel. Bizim paramızla, bize kumpas kuruyor. Yedi aylık süre içinde 90 bin kişi, 400 bin hesap açmış.

Gelmiş geçmiş en büyük proje FETÖ, 15 Temmuz 2016 gecesi nakavt oldu. Bu daha ne kadar sürer derseniz, Atatürk’ün kurduğu sistemi yıllarca yıkamayan batıya karşı, yeni kalkan oluşturulması ile. Çünkü yığınla kansız hâlâ görev için beklemede.

Bank Asya’ya para yatıranlar içinde en çok, siyaset erbabı başta olmak üzere kodamanları merak ediyorum.. “Okçular tepesini terk etmeyin talimatı” ile para yatıran kodamanlar kimler?




3 Nisan 2018 Salı

Erken seçim varsa muhalefetin adayı kim?

Neval Kavcar
15 Temmuz sonrasında denge, Türkiye Cumhuriyeti lehine değişti. Ülke de bir rahatlama, milli reflekslerinde açılma oluştu.

İç-dış düşmanlara karşı anında cevap verme, gereğini yapma sonucu psikolojik üstünlük devlete geçti. 15 Temmuz sonrasında kendiliğinden oluşan milli mutabakat, “Cumhur ittifakı” ile resmiyete döküldü. 16 Nisana doğru yürürken yeni sistem vatandaşa anlatılamadı. Çünkü basının amiral gemisi sürekli mayın bırakmakla meşguldü. Baba muhalefet görevindeydi.

Bu arada; Afrin başarıldıktan sonra kutlamayan eski başkomutan, hangi yüzle aday diye ortaya sürülecek merakla bekliyorum.

Neyse efendim, kontenjan genel başkanları ile sanal muhalefet yapan partilerin tamamı “erken seçim” bekliyor. İçlerinde en stratejik akıl Akşener’de. Şu an itibari ile partisini kurmayı başardı mı bilinmez ama ısrarla 15 Temmuzda seçim var diyor. 15 Temmuzda seçim olsa sanki girebilecekmiş gibi.

Akşener’in 100 bin imza ile aday olacağı söylemi tam bir blöf.

CHP’ye gelince, İlhan Kesici gibi adlar kendi kamuoyuna pompalanarak “seçimi kazanabilme formülüne” razı etmeye çalışıyorlar tabanı.” “Bir sen, bir ben, bir de bebek” romantizminden Gül çıkar mı göreceğiz?

16 Nisan referandumu üzerinden bir yıl geçmiş, antimilli yaklaşımlar minimize edilmiş, üzerine başarılı bir PKKsavar Afrin harekatı yapılmış, halâ %48 yerinde duruyor gibi “erken seçim” deyip durmak neyin nesi?

Erken seçim varsa hareket görelim. Nerde adayları?

***

MEDYA, BASIN KANUNUNA UYMALI

Görünürde Davutoğlu’cu, Karar gazetesi, Milli gazete ve onlara göre tavır alan kardeş basın kuruluşları inanılmaz tavır içindeler. Bir sebep Doğan Medyanın el değiştirmesi.

Tam da Gül’ün adaylığını köpürtülüp, kitlelere kabul ettirileceği, Akşener için bir kaşık suda fırtınaların koparılma arifesinde 2. büyük darbe.

“Cumhur ittifakının” karşısına göğüslerini gererek çıkmak varken sütre gerisinden Afrin’i eleştirip, harekat başarıldıktan sonra kutlamayan biri için “aha da adayımız bu” diyemiyorlar. Bekliyorlar da neyi?

Fehmi Koru’yu da es geçmeyelim. AKP’nin kongresini hazirana çekmesine değinerek, ANAR üzerinden “erken seçim var” haberi vermiş. “AK Parti’ye de kamuoyu araştırması hizmeti veren ANAR kurumunun başındaki Dr. İbrahim Uslu” deyip “erken seçimi MHP isteyecek” diyor.

ANAR, AKP’nin kamuoyu araştırma şirketi diyor ki, değil. Kurucusu sözde Beşir Atalay ki, o bile olsa "Abdullah Gül önderliğinde devam eden yeni oluşum çabaları var, hazırlıkları Beşir Atalay yapıyor" cümlesini o bilginin hemen yanına iliştirirsek aldıkları kokuyu ANAR’a söyletiyorlar, denilir.

Aziz vatanda kimin eli kimin cebinde belirsiz. Daha dün Kadir Topbaş adını gündeme giderayak sokan Doğan Medya. Ve Kadir Topbaş’ın ‘Gül, Atalay, Babacan vb” gibilere katalizörlük ettiğini de unutmayalım. Topbaş üzerinden İstanbul tehdidi de var aslında.

Velhasılı kelam, Türkiye’de hem beka problemi, hem de hırslarına yenik düşüp yedi düvelin sömürge valisi olmaya azmetmiş tiplerin savaştığı ölümcül bir arena ortamı var.

Erken seçim ya da vaktinde seçim sonrasında, faydasız bazı tiplerin seçim seleksiyonu ile mazi olması dualarımızla.

***

MERAL AKŞENER AKP’DEN KOVULMUŞ MUYDU?!!

AK Parti kurulurken, Meral Akşener de kadroda idi! Ama ne oldu ise..Meral Akşener AK Parti’den ilk ayrılanlardan oldu.. Bu istifanın sebebini açıklamalı..

İstifa mı etti? Yoksa kovuldu mu? Açıklasın, bilelim..
Sadece kendisi değil..AK Parti yöneticileri değil.
Halk da bilsin, gerçekleri!” Söyler misin Akşener, AK Parti’den niye ayrıldın? –YeniAkit- 3 Nisan 2018- A. Karahasanoğlu

Allah Allah, gerçekten merak ettim bak.


1 Nisan 2018 Pazar

Siyasetin Bitcoini: İyi Parti

Neval Kavcar
Bursa termal otele kapanıp, program yazıyor gibi yapmışlardı. Bizde program okuma adeti olmadığından, kimsenin haberi olmaz sandılar. Bir baktık, Lozan Antlaşmasını çöpe atarken, Türkiye’yi temelden sarsacak “eşit vatandaşlığı” programa koymuşlar. Üniter devletin ruhuna El Fatiha demişler.

Yedi düvelin “Büyük Kürdistanına nazire yaparak”, aziz vatan üzerinde “Kürt özerkliğinin sınırlarını çizmişler, Doğu-Güney Doğu Anadolu Sorunu diye. “Kürt Açılımının” şapka çıkardığı bölüm ve eşit vatandaşlık el ele idi.

Başkomutanlığı bile savaşta- barışta diye ikiye böldüler.. Barışta başkomutan Cumhurbaşkanı, savaşta Genelkurmay başkanı olacak bunlara göre. 1- Barışta başkomutan mı olur? 2- Savaşta başkomutanlık direkman NATO’ya geçmiş olmuyor mu? Ne kadar meraklılar iki başlılığa. Hatta güdülmeye.

Bunlara göre NATO, milli stratejimizi oluşturmaya engel değil. Şu vakte kadar darbe, iç karışıklık, terör örgütlerini pışpışlama dahil her taşın altından çıkan, miladı dolmuş bir oluşumun emrine verileceğiz bunlar gelirse.

Eleştiriler ayyuka çıkınca “aa, onlar programa nasıl girmiş, gugıldan oldu” dediler. “Bize kumpas kuruldu” diyen bile oldu. “Eşit vatandaşlık” kelamı çıktı ama tortusu kaldı. “Doğu-Güney Doğu Anadolu sorunu” başlığına dokunmadılar. Konu PKK terörünü bitirme ise, niçin iki bölge adı deve dişi gibi programda sırıtıyor?

Neyse efendim çözümleri şu: “… terör örgütünün askeri bakımdan mutlaka yenilerek psikolojik üstünlüğün sivil anlayışa geçmesini, toplumsal alana pozitif müdahalelerle hukuki, siyasi, ekonomik, sosyal ve kültürel…” (1)(Sayfa 40)

PKK’nın askeri bakımından yenilmesi nedir? PKK ordu mudur? Ordu ise kimin ordusudur? İyi parti olarak bu akılla askere gidilirse tezkere alınamaz. 2. Vahim nokta PKK yenilecek psikolojik üstünlük “sivil anlayışa” geçecek, kısmı. Devlet içinde “sivil anlayış” nedir? Üstünlük her şart altında Türkiye’ye geçer, geçti bile.

Hangi satırını okusanız faulle dolu, kırk yama, yedi düvele ‘gel gel” diyen, bölücü, “NATO’nun askerleriz” sloganının atıldığı programı ile 2. BOP’u başlatmaya talip bir oluşum.

Paravan olarak ülkücülerin kullanıldığı, kurucu iradelerine Soros, kozmik oda bilirkişisi, Rahmetli Yazıcıoğlu’nun helikopterini ters istikamette arattığı için yargılanan komutan, Arap baharında büyük rol oynayan Google müdürlerinden biri başta olmak üzere her türlü şahsiyetin yerleştirildiği yapı ile karşı karşıyayız.

MHP’yi tavşan parti yapıp(çalarak), baraj problemsiz siyaset sahnesine çıkma adına çeşitli kumpasların kurulduğu süreci Allaha şükür ki başaramadılar. 15 Temmuz gecesi Akşener MHP’nin genel başkanı olmuş olsaydı, nasıl bir seyirde olurduk bugün? Bilmiyorum size soruyorum. Programına, şu vakte kadar verdiği demeçlerine bakın siz cevaplayın.

***
TAŞIMALI KURULTAY

Büyük kurultay yapılırken elbette illerden birkaç otobüs gelir. Lakin mesela İzmir’den 120, Aydın’dan en az 20 olmak üzere sadece partililer değil, partililerin yakınlarının da sanki turistik gezi gibi kurultaya taşınıp, kalabalık görünme, çok teveccüh varmış gibi kamuoyu oluşturma davranışı içindeler.

“Üye sayımız 500 bini aştığı için kurultayı tekrarlayacağız” palavrası atıp, bu defa kanuna uydurmak için çaba sarf ettiklerini sandım. O da ne, başka parti üyeleri ile il-ilçe kongresi yapıp delege seçmişler, YSK kararlarına yansımış. Yine üye sayımız artı diyorlar, tek üyeleri olmadığı için ilçe kongresi yapamadıkları yerler var..

Akşener’in Amerikan dergisinde önemli siyasetçi reklamına sevinen kadrosu ve taşımalı seçmenle gövde gösterisi yapacaklar Ankara’da. Tamamen sanal, algıya dönük tavırları ve anti milli politikaları ile tek hedefleri var, “davul da, tokmak da yedi düvelin elinde olsun, daha İYİ oluruz.”

Siyasetin bitcoini onlar.

***
MERAL MÜZİĞİ

“Kaşları hilal gibi, gözleri yıldız” şarkı sözü ile dizilere rakip olmuş diyebileceğim parçanın müziği, bana ülkücü bir sanatçının yapıtının kopyala yapıştırı gibi geldi, umarım değildir. (Örnek Atilla Yılmaz)

***
TRENLER ÇARPIŞTI, BUNLAR “BİZDEN KORKTULAR, YOLU KAPATTILAR” DİYOR

Ankara’da metro hattında iki tren çarpışıyor, hasar sebebiyle o hat zorunlu kapatılıyor. Fırat kalkanı harekatına katılan askerler için “yıkanamıyorlar” diyen Ümit Özdağ bu defa “metro seferleri İyi partinin kurultayı sebebi ile durduruldu” demiş.

Kendisi genel merkez binası yerine niçin başka bina da oturuyor? Üstelik bu komplo teorisi de değil onun ki gibi. Açıklasın bakalım sebebini. Niye ayrı baş çekmiş, parti bölmelere doyamadı mı?

Ankara Büyükşehir bile istiye iki trenini kafa kafaya çarpıştırdığını söylüyor, partinin genel başkan yardımcısı. Allah akıl fikir versin. Be mübarekler, sadece İzmir’den 120’nin üzerinden otobüsü Ankara’ya kaldıran İyi parti, Ankaralı partililerini şehir içinde mi taşıyamayacak?

Koca koca insanlar Küçük Emrah pozisyonundan medet umuyor.
Kocaeli ‘de izinsiz astıkları pankartlar toplanmıştı, Bunlar da “İyi partiden korkusuna toplandı” demişti. Bizzat belediyeye niye kaldırdınız diye sordum, cevabı: “İzin almadılar” oldu.

Bir gün yalancı çoban gibi evleri yanacak, kimse inanıp söndürmeye koşmayacak.
Bitcoinlik böyle bir şey işte.