11 Haziran 2018 Pazartesi

Teröriste Demokrasi Olmaz

Neval Kavcar
Bu kadar olmaz. İnsanın içi öfke doluyor, patlayıp çıkası geliyor arza doğru. 12 Mayısta Irak seçimleri yapılmıştı. Türkmenlerin yoğun yaşadığı yerlerden, Kürt oyu çıkınca Türkmenler ayaklanmış bir aydır meydanlarda hak aramıştı.
Elektronik oy kullanma cihazında oynama yapıldığı belirlenmişti.

Bizler dualar ederken, devlet adamlarımız girişimde bulunurken, Türkmenler meydanlarda beklerken; sandıkların elle sayılması kararı alınmıştı. Bunun üzerine Türkmenler evlerine dönmüştü. Elle sayımın sonucu beklenmeye başlanmıştı.

Yedi düvel boş durur mu? İlla ki bölgeye “Büyük Kürdistan kuracaklar.” O bölgeden Türkmen vekillerin çıkması işlerine gelmiyor. Ne oldu peki? Seçmen sandıkların olduğu büyük depoda yangın çıktı. Cihazlarla birlikte her şey yandı.

Daha önce de Kerkük başta olmak üzere yoğun Türkmen nüfusun olduğu yerlerdeki Nüfus-tapu daireleri yağmalanmıştı. Yani, sandıklar sayılmasın diye kundaklandığı anlaşılıyor. “Bu bile, Türkmenlerin haklı olduğunun göstergesi.  

Şimdi ne olacak derseniz, Türkmenler bir daha seçim diyor. Mantıklı bir çözüm ne olabilir? Kasıtlı yangına bakarak bir usulsüzlük yapıldığı belli. Türkmen nüfusu olduğu yerlerde seçim tekrarlanırsa en doğrusu olur.
***
YEDİ DÜVELİN YANINDA ONUN BORAZANINI ÇALAN SİYASETÇİLER

Avrupası, ABD’si bir olmuş “Büyük Kürdistan” kurmak için çaba harcarken, Türkiye’yi ekonomik kıskaca almışken, CHP-İP-SP kalkmış Demirtaş serbest bırakılsın, serbestçe propagandasını yapsın, diyorlar. Halaçoğlu da diyor ki “eşit şartlarda seçim olmazsa başımız ağrırmış.” Hay ilahi, iyi ki MHP’nin yakasından düşmüş bu efendi. Aklını kiraya vermenin tipik örneği. Tabii, Türkiye batılı efendilerinin önünde sulta durmalı her daim.

Ne Dünyadan haberi var, ne Türkiye’nin başına örülmek istenen çoraptan. Bunları söyleyince de “AKP şunu yaptı, bunu yaptı” diyor-lar. AKP vaktiyle ne yaptıysa bunlar da şimdi misliyle yapsın o zaman. Sırayla herkes yedi düvel lehine “yanlış” mı yapmalı? Bu mudur?

Sandığa attığı oyu bile çalınan Irak Türkü varken, PKK’nın (öyle parti olmaz) seçime girmesi Türk Milletinin güvenliğini, geleceğini göz ardı etmek demektir.

Dünya bir olmuş Türkmenin hakkını yiyor, arsızlar aziz vatanda PKK partisinin ekmeğine yağ sürüyor. Saçı sakalı ağarmış, “kandil’in ozanı olmaya namzet” biri de “pes etmeyin” diyor. “Yazıklar olsun” cümlesine bile yazık olur.
***
ODA.TV, YENİÇAĞ, SÖZCÜ, CUMHURİYET, ODA.TV, BİRGÜN.. VE PAKET PROGRAM YALAN HABER

Hepsi söz birliği etmişçesine MHP ve AKP’nin alanlarının boş olduğunu söylüyor. Yeniçağ’ı anlarım patronu, İP’in kurucusu ve vekil adayı, Cumhuriyet ve Sözcü angaje zaten. Peki, Oda.tv’nin derdi ne?

Yalan anketlerle, şişirme haberlerle geçmişte topluma yön vermişlerdi. 5. Kol medyada başkomutan Doğan medya idi. Şimdi yok. O bakımdan, milletin aklını karıştırma operasyonları boşa gidecek.

Ve ilk iş basın kanunun değiştirilmesi olsun. Yalan haber yaparak millete algı ile makas değiştirtmeye çalışanlara yaptırım olmalı.

MHP lideri Devlet Bahçeli 8 Haziranda Konya’da istişare toplantısındaydı. (1) Adlarını saydığım gazete ve internet sitelerinde “paket program halinde yalan haber” verildi. Neydi? “Bahçeli’ye Konya şoku. Kimse gelmedi.”

Seyretsin bakalım herkes salon dolmuş mu dolmamış mı? 6 Milyon seçmeni olan MHP’nin spor salonunu dolduramadı haberine inanan çıkar mı, o da ayrı bir şey.

Şu var ki 15 Temmuzdan sonra asparagas haber siteleri azaldığı için, algı operasyonu yapanlar kabak gibi ortada kalıyor. Ve bunlara paket program halinde algı haber servis yapan kim-ler-dir? O haberi ilk kim paylaşıyor? Ve kimler hemen alıyor?

Mitingler konusundaki fikrim ise insanları meydanlara toplayıp, bazen saatlerce konuşmacıyı bekletmek işkence.



12 Hz 2018

9 Haziran 2018 Cumartesi

Kesin bilgi: Seçim 24 Haziranda bitecek

Neval Kavcar
Anket şirketleri savaşında son durumu anlatıyorum. SONAR’ın HDP ile ilgili açıkladığı sonuca çok öfkelendiler. 7 Haziran ve 1 Kasımda, CHP’nin transfer seçmeni ile baraj aşıldı. Taşıma suyla değirmen buraya kadar döndü. Ayrıca, PKK’nın tahakkümü sona erdi. FETÖ’de yok. Batı İttifakı o sebeple “OHAL kalksın” deyip duruyor. OHAL kalkınca, PKK-FETÖ karması milleti boğsun istiyorlar. Doğan Medyada yok. İşler kesat.

Bir görüşe göre de HDP’de ki son CHP oyları, Muharrem İnce ile geri döndü. İP’dekiler de öyle. O sebeple, CHP’nin oyu %25’in üzerinde çıkıyor. Muharrem Bey, Cumhurbaşkanı olamayacak ama CHP’nin başına geçebilir. Kemal Beyin, ayıkladığı vekillerle geziyorlar Anadolu’yu. Aslında, CHP kurultayına hazırlanıyorlar.

Hakan Bayrakçı’nın anketi ile bozulan morali Gezici ile düzeltmeye çalıştılar. Tabii burada en atarlı olan İP’liler. Öyle yükseldiler ki 24 Haziran gecesi birçoğuna nüzul inebilir. Tekrarlıyorum, genel merkez durumun farkında fakat çevreyi diri tutmak için “Seçim 2. Tura kalacak, Akşener Cumhurbaşkanı olacak, kesin bilgi” diyorlar-mış.

Velhasıl efendim, moral düzeltmek için acil Gezici araştırması devreye girdi. HDP’yi baraj üstü gösterip, birazda Akşener’i yükseltmişler. İki anket şirketi de kurnazlık yapmış ama akla en yatkın olanı SONAR’ın ki.

HDP’nin baraj altı kalıp, aldıkları oy iki ittifaka bölününce doğru rakama az biraz yaklaşılıyor. SONAR kendisini öyle kurtaracak. “Cumhur ittifakına %55 demedim ama HDP’den gelecek oyla zaten o sonuç çıkıyor” diyecek.

GEZİCİ’nin öyle bir derdi yok. AKP-MHP’nin oranını aynı vermiş. Tek farkla, CHP-İP’nin hışmından kurtulmak, toplum üzerindeki algıyı sürdürmek için HDP’yi baraj üstüne çıkarmış. Tabii, İP’i yükseltince CHP’den kısmak zorunda kalmışlar. Valla, resmen komedi gibi. 

GEZİCİ’yi alkışlıyorlar kağıt üzerinde seçimi 2. Tura bıraktığı için.

HDP’nin %4-5 bandında olduğu bölgedeki gözlemcilerin görüşü. Dip dalgası deyip duruyorlar ya, dip dalgası Doğu-Güney Doğudan gelecek. HDP baraj altı kalsa iyi gömülecek. CHP, HDP’yi kurtarmaya çalışırken, verilen her bir oy Cumhur ittifakına yarayacak. Denemesi bedava.

Gezici Anket şirketi biliyorsunuz ki Uğur Dündar’ın. Bilgi notu olarak veriyorum. Velhasıl, HDP’yi kağıt üzerinde baraj üstü göstermekle nereye varacaklar? Sadece algıya mı hizmet ediyorlar, başka bir durum mu var? Yine Akşener seçilecek algısının anlamı nedir?

CHP-İP-SP ve HDP; kafalarındaki şablona göre netice almazlarsa “seçimde şaibe var” diyecekler, korkarım ki. Çünkü kafalar o biçim olmuş. Anket şirketleri ile bile kavga ediyorlar. YSK’ya hesap soracaklar bu gidişle. GEZİCİ anket HDP’ye %10, REMRES %12 diyordu siz nasıl baraj altı açıklaması yaparsınız diye.

Son bir şey. Cumhur ittifakının 24 Haziranda %50+1’i geçecek. HDP baraj altı kalsa da, kalmasa da. Çünkü, CHP-SP ve İP’nin alacağı oy oranı %32’yi zor bulur. Ekle hadi baraj üstü olsun %10’luk HDP’yi. Topusu %42.

Kesin bilgi: Seçim 24 Haziranda bitecek.
***

SONAR’IN AÇTIĞI YARAYA GEZİCİ BANDI YETMEYİNCE, REMRES’LE YAMA YAPILDI

GEZİCİ yetmeyince takviye REMRES diye Ocak 2018’de kurulmuş bir başka taze şirketi devreye sokmuşlar. Sahibi, Emre Şişmanlar. Bu arkadaş 5 ay önce kurmuş şirketi. Acil olarak erken genel seçime yetiştirilmiş, tebrikler.

Hemen raporlar hazırlanmış, sayfalarca. İlk göze çarpan, tüm raporların 2. Tura kalmak üzerine olduğu. Bundan sonra da top tabii ki, “özerkliği savunan” köşe yazarları ve siyasilerin bu işi köpürtmesinde. Ayının kırk masalı varmış, kırkı da armut üzerineymiş. Bunların masalı da 2. Tur üzerine.

REMRES, Her iki ittifaka %44 deyip, HDP’yi %12 göstermiş. Göstermiş diyorum. Rüştünü ispatlamamış, kimsenin bilmediği bir şirket. Mayısın 2’sinde, 10’unda, 25’inde ve Haziranın 6’sında kamuoyu araştırması yapmışlar. Bir ayda dört anket. Olabiliyorsa, ne alâ.

10 hz 2018

8 Haziran 2018 Cuma

HDP baraj altı ve “tamamcıların” kıyameti kopuyor

Neval Kavcar
Üç gündür Bayrakçı’yı taşlıyor İP’liler. Niçin?
“5 HAZİRAN itibarıyla Sonar’a göre partilerin ve adayların son oy oranları.

 R. T. Erdoğan (AKP)......48.3
 M. İnce (CHP)................31.4
 M. Akşener (iP)...............9.5
 S. Demirtaş (HDP)..........8.2
 T. Karamollaoğlu (SP).....2.1
 D. Perinçek (VP).............0.5

 18:55 - 5 Haz 2018”

“Bayrakçı’ya Ee, hani bize %20 dediydin ne oldu?” diyor İP? Güler misin, ağlar mısın? Niye dedi bilemem fakat anket şirketi sahibi olarak hiçbiri, 24 Haziran gecesi %10 gibi bir kayma ile karşılaşmak istemez. H.Bayrakçı bulduğu sonucu açıkladı.. O ankette tek tutarlı netice Perincek’e ait. İnce’nin %27’lerde olduğunu  24 Haziranda göreceğiz.

O ankete bakarak “yaşasın 2. Tura” kalıyor diyenler olabilir. Kalmıyor. HDP baraj altı olduğu için İP-CHP-SP en fazla %43’de kalıyor, AKP-MHP %57 ile seçimi ilk turda bitiriyor.

Bu arada CHP-SP ve CHP ittifakında %10’un altında oy alan fakat ittifak dolayısı ile baraj altı kalmayan İP ve SP vekil çıkarır mı bekleyelim. İP’in oy oranının daha aşağılarda olduğunu göreceğiz. Yine Karamollaoğlu’nun da. Böylelikle ne dediysek o olacak. İP’e ve SP’ye atılan oylar, CHP’ye vekil olacak. Kendi düşen ağlamaz.

Şu anda “ne akla hizmet ettik de HDP’yi ittifaka almadık” üzüntüsündeler.. İttifak olarak “Demirtaş serbest kalmalı, eşit vatandaşlık, özerklik” demişler de, HDP’yi ittifaka almak mı kusur kalmıştı? Bu aziz milleti kandırmalarına Allah razı gelmeyecek bir şekilde.

Bu cenah toplanıp da “HDP’yi baraj üstü tutmak için yeni bir hataya imza atar mı? HDP’yi, baraj aşırmak için uğraşırken, kendi bir iki vekilliklerinden olurlar mı?
Lakin, HDP daha düşük.. %5 ve altı. İP daha da aşağıda.

NoT. En başından beri İP yönetimi oy oranını biliyor fakat sanal olarak önde gösterilme stratejisi uyguluyorlar. Bunun sebebi nedir, işte onu çözmek gerekir.
***

DALGIÇ ARİF’TEN BÖLÜCÜLERE “PES ETME” ŞİİRİ

İnsan yaşını aldı mı akıllanır, bin düşünür bir konuşur dedik, yok.. Hasta dedik, şöyle böyle diye düşündük. Meğerse o ara, liberal Meral’e, hatta tüm özerkçilere şiir döktürüyormuş.

Neyse efendim, şiirinde demiş ki: “Cumhur ittifakı seçim güvenliğini ihlal etmezse, seçimi kazanamazmış. Dalga derinden geliyormuş.”

Derinden geliyor diye gururla anlattığı “programlarında eşit vatandaşlık yazan- Kürt özerkliğini dillendiren- PKK partisinin adayı serbest kalsın” diyenler. PKK aziz vatana yedi düvel adına göz dikmişken, “Kürt sorunu kırmızı çizgi olmadan konuşulmalıdır” diye CHP ile kol kola yürüyenleri yüreklendiriyor.

Ömrünün son deminde düştüğü duruma bakar mısınız? CHP-İP-SP-HDP’ye “Elde son fırsat varken, İnşallah hiç kimse pes etmez erken! “ diyor. PKK-FETÖ-yedi düvelle yürüyen ekibe “dik durun” diyor.

Dalgıç Arif İP’i boynuna dolamış, beynine kan gitmeyince de şiir diye saçmalamış. PKK’ya göz süzen, kıvıranları yüceltmek için “dalga derinden geliyor” hamasetinde. Baştan sona umutsuzluk dolu dizelerde “Bu seçimi kazanmak zor, gene de pes etmeyelim” diyor.

Kaybedecekleri için şimdiden, YSK hile yapar deyip kılıf hazırlıyor dalgıç Arif. S-400 füzesine sarayı korumak amaçlı diyen, PKK’yı tülbentle durdurmaktan söz eden Akşener’i millete zor kakalarlar.

Arif Bey artık İP’lidir. Cuma mübareğinde “iyi insan olamıyorsan, iyilerle birlikte ol” demiş. Son bir adımı kaldı, resmen üyeliği.

9 Hz 2018

6 Haziran 2018 Çarşamba

“S-400’lerin sarayın korunması için alındığını duydum”- Akşener

Neval Kavcar
Irak’tan güzel haber geldi. 12 Mayısta yapılan seçimlerde Türkmen-Arap oyları yok sayılmış, Kürt oyları yüksek gösterilmişti. (Elektronik oylama sistemi ile oynanarak.) Türkmenler, meydanlarda hak arıyordu. Nihayet sonuç alınmış.
Irak parlamentosu oyların elle sayılmasını kabul etmiş. Yürekten kutluyorum.
***

Gelelim başlığa. Ağzından çıkanı kulağı duyup, beynine iletmiyor mu acaba Akşener’in? 62 yaşında, yıllardır siyasetin içinde olan, üstelik de bir partinin genel başkanı. Lakin ferasetli millet de diyor ki “Akşener, ABD’nin almamızı istemediği S-400’ler için yeni bahane bulmuş.” “Yalan” demiş aslında da, ben yumuşattım.

Akşener S-400’le yetinmeyince “TİKA bütçesi 4 milyar dolar dedi, TİKA başkanı 65 milyon dolar” olduğunu açıkladı. FETÖ’nün düşman olduğu TİKA’yı, ABD’nin istemediği S-400 antlaşmasına karşı olursunda, minareye uygun kılıf hazırlarsın. Bir parti lideri olarak çok mu zor, TİKA’nın bütçesini öğrenmek.

Kılıçdaroğlu desen aynı kafa. Muharrem İnce bazı gazetecilere “kaşar” demiş, Kemal Bey “olabilir” diyor. “F.Gülen ABD’den usulüne uygun istenseydi, verilirdi” diye de ekliyor.

CHP-İP-SP ve tabii ki HDP’ye atılan her bir oyla; hendekli- kumpasla günlere geri dönüleceği anlatılmalı millete.
***

TEMEL PAŞA KOMUTASINDAKİ MEHMETÇİK KANDİL ÖNÜNDE

“Mart ayında başlamış, Irak’taki PKK’yı bitirme mücadelesi için Kılıçdaroğlu ‘seçime 15 gün kala olur mu?” diyor.”

“Temel Paşa’nın komutanlığında kahraman ordumuz Kandil’e doğru ilerliyor. Apoletini sökmek isteyen Kandil’e gelsin.” Abdülhamit Gül – Adalet Bakanı
***
AKŞENER TÜLBENTLE PKK SORUNUNU ÇÖZECEK

Niye düşünülmedi ki bu güne kadar? Çok zekice valla. Anadolu’da erkekler kavga ederken, kadının biri tülbentini çıkarıp ortaya atınca, kavga edenler dağılıyormuş.

“Tülbent metodu” denenmeye değer. Meral hanım, Temel paşanın yanına gitsin tez elden. Tankla, tüfekle PKK’yı püskürteceğiz diye uğraşmaktansa, Akşener bir tülbent PKK’nın, bir tülbent PYD-YPG’lilerin, bir tülbentini de Pensilvanya’da FETÖ elebaşısının önüne atsın. Hazır eli değmişken bir tanesini de Trump’un önüne atsın.

Olur mu olur?
Lakin burada şöyle bir durum var. Derdimiz, PKK ile barışmak değil.
***

ŞUNDAN BUNDAN

“Meral Hanım'ın partisinde kürek dolusu asker eskisi var. Biri çıkıp "başkanım, 600 km radar menzilli, 250 km füze menzilli, 4 füzeli tek batarya ile saray değil ülkenin yarısı korunur, bunlardan en az 3 tane alınacak, yine komedi malzemesi olmayın" demiyor mu?”- B.Ertem

“Afrin’e girmeyin, Demirtaş’ı serbest bırakın, eşit vatandaşlık- özerklik” diyerek PKK’nın sözcülüğüne soyunan, onlara “özerklik vaat eden” CHP-Muharrem İnce elbette Kandil önündeki Temel Paşaya husumet besler. Çok normal.

“Muharrem İnce yandaş basın mensuplarına “kaşar” demiş, Star gazetesi yazarı Sibel Erarslan, ona cevap vermek yerine MHP’ye saldırmış. ??!!”

“Göç ve İslam karşıtı aşırı sağcı Batı'nın İslamlaşmasına Karşı Vatansever Avrupalılar (Pegida) örgütü üyeleri, Perşembe günü iftar saatinde Rotterdam'da Diyanet'e bağlı Laleli Camii önünde mangal partisi düzenleyerek, domuz çevirecek.”

“Hakan Bayrakçı, İP’in nal topladığını açıklayınca, Aytun Çıray kendisini o anket hakkında bilgi vermeye çağırmış. Hazır yakalamışken ben de Aytun Çıray’ı gün aşırı “İyi parti 25-30’u zorluyor açıklaması” hakkında “neye dayanarak oran veriyor” hakkında bilgi vermeye davet ediyorum.”

7 Haziran 2018

4 Haziran 2018 Pazartesi

Bölünme vaadiyle milletten oy isteme hıyaneti

Neval Kavcar
Sonra bir araya gelip sırıtıyorlar. İki Soros projesi parti lideri, 16 Nisanda kaybetmekle birlikte sanki zafer kazanmış komutan gibi geziyorlar. Yüzsüzlük had safhada.

Gelmiş geçmiş en büyük hıyaneti yani “Kürt özerkliğini” tanıyacaklarını sıradan seçim vaadi gibi sunuyorlar. Sorosçu TESEV’in 183 nolu kurucu üyesi Kemal Kılıçdaroğlu ve partisinin her yanından FETÖ’cü dökülen Meral Akşener aynı yoldalar. “Millet İttifakı” adı ile kurulan seçim birliğinin adı bile “Cumhur İttifakı” ile paralel.

CIA yani FETÖ bunu hep yapıyor. Ele geçirilemeyen bir parti, dernek, sendika, seçim ittifakını köreltmek, yok etmek için “eş-paralel ad” takıp benzerini kurup, milleti oraya yönlendirmeye çalışıyor. Nasıl? Bunun için medya, Internet ağı üzerindeki casus şebeke ağları, facebook, Twitter, Google, çeşitli internet siteleri kullanılıyor.

Yalan haberin çeşitli versiyonları boca ediliyor.
Sorosun kirli yüzleri bin kat makyajla sahaya sürülüyor.
***

FB SEÇİMİ, SOROS’UN ZAFERİDİR

FB’yi ele geçirmek isteyen FETÖ’ye direndiği için bir yıl hapiste yatan Aziz Yıldırım, sosyal medyaya yenildi. İnsanlar algı ile esir alınıyor. FB’li değilim, aslında futbol ile ilgim yok. Son bir yıldır, sosyal medya üzerinden Yıldırım’a başlatılan hücumu görmüştüm.

Gezi olaylarında Taksim’de Divan Otelini ne olduğunu bilmeden isyan eden o insanlara açan Ali Koç, olayı Soros’un planladığını bilmiyor muydu? Pekalâ, biliyordu. Destekledi. Üstelik Gezi olaylarında o insanlara durmadan biber gazı sıkan polis şeflerinin de FETÖ’den görevden uzaklaştırıldığını da dip not olarak vereyim.

Kazanınca yaptığı açıklama ise “yargıyı etkileme, devleti tehdit.” Fenerbahçe camiası ile ülke genelini karıştırırım diyor. Şimdi bu Ali Koç niye FB’nin başına geldi? Derdi şampiyonluk mudur, FB gibi bir kitleyi devlete karşı kışkırtmak mıdır? (1)

“Yargıdan istediğimiz gibi karar çıkmazsa” diyor. FB’nin bir nolu adamının hali böyle işte. Sosyal medya gerçeği yendi, kendi prensini başa geçirdi. Halâ anlamayana “Soros budur, insanın iradesini esir alıp, yönlendirir.
***

24 HAZİRAN YAKLAŞIRKEN

Türkiyeyi 15 Temmuzda ele geçiremeyenler, ekonomik olarak çökertmeye uğraşıyor. Yıllardır terör sopası ile kanalize etmek yetmedi, siyasi figürlerini yollara düşürüp insanlarımızı kandırmaya çalışıyorlar.

Daha önce gördüğümüz, uçurumun kenarından döndüğümüz tehlikeli bir filmin yeni versiyonunda başrol Akşener ve Kılıçdaroğlu’na ait. Yardımcı oyuncu Muharrem İnce. Bir şey sanıyordu belki CHP tabanı, FETÖ dershanesinde çalışmış, onlara bulaşmış birinden “aday olmamalı” düşüncemde yanıltmadı. “Kürt sorununu kırmızı çizgiler olmadan çözelim” dedi.

“Kırmızı çizgi” dediği ise ülkenin birliği. Ülkenin birliğini düşünmeden “PKK ne istiyorsa verecekmişiz.” Oldu Muharrem İnce oldu. Lakin; aziz vatanı haraç mezat kumar masasında, içki sohbetinde kazanmış değiliz ki “verelim gitsin.”
***

YÜRÜYEN EGOLAR

Bazı insanlar bu devletin ekmeğini yiyip suyunu içerek, nasıl böyle savruldular?
Para, gelecek, şan şöhret her şey midir?
Ya da kapana hangi sebeple kısıldılar?”

Nasıl olup da “yerel yönetimlere özerklik- eşit vatandaşlık” diyebiliyorlar?
Ve nasıl olup da bu hıyanet vaatlerinden sonra bunlar hakkında köşelerinde olumlu satır yazabiliyor ve vekil olacağım diye peşlerinde koşuyorlar?
Bu kadar mı kaybettiler kendilerini?
***

DOĞAN HABER AJANSI AKŞENER MİTİNGLERİNİ CANLI VERİYOR

4 Haziranda Akşener Çankırı’da ona buna kızıp meydan okurken, meydanda toplamda bin kişi yokken Doğan haber ajansı aracılığı ile canlı yayın yapılıyordu. Başka partilere ait canlı yayını var mı DHA’nın.

Burada sanılmasın ki Akşener’in mitinginin gösterimine karşıyım. Keşke saçma sapan laflarını, tutarsızlıkları halk duysa. Keşke bir vatandaş çıkıp da “yerel yönetimlere niye özerklik veriyorsunuz diye sorsa? Ali Kemaller sormuyor, millet sorsa.


6 Haziran 2018

2 Haziran 2018 Cumartesi

Yedi düvel bir sonraki seçime hazırlanıyor

Neval Kavcar
Türkücü Mustafa Keser’in mendilleri gibi tülbent sallayıp vaat sıralayan, İP’i göstermedi gerekçesi ile TRT’yi kapatacağını söyleyen, var olan kurumlardan habersiz, gri propaganda örnekleri sergileyen, bugün söylediğinden yarın u dönüşü yapan gayrı ciddi birisini bırakın Cumhurbaşkanı yapmak, yakınlarınızda olmasını istemezsiniz.

TRT ile Dünyanın dört bir yanına ulaşan Türkiye’nin sesini, “İP’i göstermiyorlar” diye kesme düşüncesi ufuksuzluk değilse, yedi düvelin arzusudur.

Bir başka iddia Akşener’in deneme sürüşü olduğu. 2014 Cumhurbaşkanlığı seçiminde, henüz yüzler ortaya dökülmemişken, Akşener MHP-CHP ortak adayı olarak tam da ABD’li iki Ankara büyükelçisinin raporundaki gibi ortama sürülseydi, 15 Temmuza gerek duyulmazdı iddiası mevcut.

Yine sıkça dile getirilen 15 Temmuzdan önce MHP genel başkanı Akşener olsa idi, işler farklı olurdu, ülkücülere “meydana gitme” denirdi tarzı yaklaşımlar çok fazla.
Akşener’i test amacıyla kimselerin olmadığı meydanlarda konuşturup, gri propaganda ile büyük kitlelere hitap ediyor yalanı ile bir yere varılmayacak.

Bu gayretin sebebi de MHP’den ne koparsa kârdır, AKP-CHP’ye bir şekilde küsmüş, var olan partilerde aradığını bulamamışları kanalize etme görevi. CHP tabanı, Gül konusunda ikna edilebilseydi bugün Akşener’i o senaryoda kız kardeş rolünde görecektik. Duruma göre vaziyet alıyor Kemal-Meral ve Temel.
HDP, filmdeki kalabalık rolünde.
***

CHP bölünmeye doğru yürüyor

16 Nisan referandumunda kazanmışlar gibi koşan bu ittifakın hali içler acısı. Muharrem İnce’nin FETÖ dershanesinde fizik öğretmenliği yapmış olması, çamur at izi kalsın söylemleri, sahte “halkçılık gösterileri”, hiç güven telkin etmemesine bakarak; meğer o da Soros projesiymiş diyoruz.

CHP’nin seçim beyannamesindeki “Yerel yönetimlerde AB şartlarını yerine getirme” başta olmak üzere bölücü satırlardan hiç dem vurmayarak, siyaset sahnesindeki şirinlik gösterilerini CHP’liler bile yemiyor.

Kendisi hakkında düşünce şöyle: CHP’lilerin CHP genel başkanı görmek istemedikleri Muharrem İnce’yi Cumhurbaşkanı adayı göstermeleri yanlış oldu.
SP’sinin adaylığı ise fasulyeden. Konuşmaya değmez. Ama CHP’ye çalışması iyi.

Gelelim başlığa. Adı geçenler bir baltaya sap olamayacaksa niye atakta? 24 Hazirandan umut kesilince, “Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemi”ni yaralama amaçlanıyor. “Halka rağmen bıçak sırtı” kabul edildi deme peşindeler. Mecliste CHP bünyesinde kuvvetli pozisyon aranıyor. Son amaç içinse SP ve İP çok çalışıyor.

CHP bölünerek temizlenmezse ya da Soros ekibi değiştirilmezse böyle bir partinin kalmayacağını söyleyebiliriz.
**

 KÜRT SORUNU'NU ÇÖZMELİYİZ, BIRAKIN KIRMIZI ÇİZGİLER OLMASIN

CHP’nin seçim bildirgesindeki “eşit vatandaşlık-yerel yönetim özerkliği” Muharrem İnce’nin de bilgi dahilinde bizzat birlikte hazırlanmış. CHP’nin içinde bulunduğu hâl, aziz vatanı PKK başta olmak üzere geri kalan etnisitelerle parçalanmaya götürmek. Nihat Genç’in anlatımıyla “Tayyipten kurtulacağız diye vatanın yarısını PKK’ya mı verelim?”

Verdiği röportajda söylediğine bakın. “Kürt Sorunu'nu çözmeliyiz, bırakın kırmızı çizgiler olmasın.-Muharrem İnce - Financial Times”

CHP-İyi Parti-SP ve örtülü HDP ittifakı yani “Kürt özerkliği ittifakı” adı altında bildiğiniz suç işleniyor. Daha bugün üç Mehmetçiğimiz PKK kurşunu ile şehit olmuş, kefenlerinden kan damlıyorken siyaset adı altında bunlar çıkmış “PKK’nın talebini” karşılamaya hazırlanıyor.
***

İYİ PARTİ - HDP ORTAKLIĞI

Programına “eşit vatandaşlığı” koyup tepkiler üzerine kaldıran İyi Partinin “Doğu-Güney Doğu Anadolu sorunu” diye özerkliğin sınırını çizmesinin ne anlama geldiğini vatandaş gördü.
“İP'in Gaziantep milletvekili adayları PKK'nın uzantısı partinin seçim bürosunu ziyaret etti. Burada, HDP'nin adayı Mehmet Karayılan'a sarılan İP'li Can Tuğsuz, “İnşallah ikinci turda hep beraber olalım” diyerek proje ortaklığı ilan etti. “ (Basın – 1 Haziran 2018)


 2 Haziran 2018

31 Mayıs 2018 Perşembe

İyi Parti de özerklik vaat ediyor

Neval Kavcar
İyi Partinin seçim beyannamesi, CHP beyannamesinden ders alarak hazırlanmış. Sivri konulardan kaçıyor gibi yapmışlar. Ortaya silikon yusyuvarlak nereye çeksen oraya uzayan vaatler yığını çıkmış. Millet yozukmasın diye, Soros dili kullanılmış. Bu niye böyle dendiğinde “yanlış anlamışsın” demek için.

“Parlamenter sistemi geri getireceğiz. Parlamenter sistemi geri getireceğiz.. Parlamenter sistemi geri getireceğiz” şeklinde kırk kere söylenirse olur tarzı söylem geliştirilmiş. Hemen her konunun arasına serpiştirilmiş.

“Doğu ve Güneydoğu bölgelerimizi ekonomik ve sosyal yönden kalkındıracağız, vatandaşımızın refah düzeyini yükselteceğiz” denmiş. Geri kalan beş bölgenin başı kel mi? Bölgesel farklılık mı var aziz vatanda diye soralım.
***
YEREL YÖNETİMLERE ÖZERKLİK

“Yerinden yönetim kuruluşlarının merkeze olan bağımlılığını azaltacağız”ı denmiş ki, anlamı yerel yönetimlere özerklik demektir. CHP’nin başına geleni görüp örtülü söylemişler. Lafı evirmişler çevirmişler. Yerinden yönetim nedir? “Özerk birimlerin kendi kendini yönetme usulü.”

HDP olmadan bir baltaya sap olamayacaklarını düşünüyorlar. Fakat sanılmasın ki bunların oy oranı yüksek olsa, HDP’ye göz kırpmayacaklar. Bırakın göz kırpmayı, PKK’nın yanağından öpecekler her şekilde. Var oluş sebepleri o zaten. BOP’un yeni evresine talipler. “Kürt özerkliğinin sınırını programında çizen” İP neticede.

ABD biliyor ki, Türkiye kendi milli menfaatini korudukça bölgede Kürt Devleti kurulamaz. O bakımdan, İP-CHP ve SP’nin “Kürt özerkliğine” selektör yapması, OHAL’e karşı çıkışlarının altında bu yatıyor.

CHP’de, İP’de “Yurtta Sulh, Cihanda sulh”dan vaz geçmiyor. Ne kadar Atatürkçüler değil mi?

“…cağız… ceğiz..cağız…ceğiz”dan geçilmeyen vaatlerle dolu satırlar.

Terörle mücadeleyi “dengeli ve orantılı” yürüteceklermiş bu arada. Nasıl yani?

Hali hazırda var olan kurumları tekrar kuracaklarmış. O kurumların var olduğunu sanırım bilmiyorlar.
***

TRT’yi satıp, şeker fabrikalarını geri alacaklarmış. Radyonun 1927’de İstanbul’da yayına girmesini sağlayan Atatürk’tür. 1964’de adı TRT olmuştur. TRT’ye niye üvey evlat muamelesi yapılıyor? “İstanbul Radyosu’nun ilk naklen yayını 3 Şubat 1932'de Atatürk’ün isteği ile Ayasofya Camii’nden Kadir Gecesi okunan ezan ile başlamış ve Mevlitle devam etmiştir.”

Koyun ağılının yanına diken dikip, dikene takılan yünleri ekonomiye kazandıracaklarmış. Turizmde Türkiye’yi dünyanın 5. Turizm merkezi yapacaklarmış. Nasıl? Potansiyelleri harekete geçirerek. Hangi potansiyelleri? “Potansiyelleri işte..”

Meselâ inanç turizmi.. Vatikan;” Meryem Ana Bülbül dağında yaşadı, bizim papaz rüyasında gördü” deyip oraları sahiplenmişti, bunlarda benzeri uygulamaya girecek her halde.

Stratejik madenler için özel düzenlemeler yapacaklarmış. Mesela?
Uzun lâfın kısası; Ütopyada kulaç atıyorlar. Gerçek ve akıllarındaki tek şey “özeklik.”

***
NOTLAR

BTP seçime katılmama kararı aldı. 2015’de aldığı oy miktarı 90.322. Yenimesaj’da çıkan habere göre CHP ve BTP derin görüşmeler yapmış. Vekilliklere kadar. Sonra CHP istememiş. CHP, Haydar Baş’a yer vermeyince ip kopmuş. Çok ilkeli imişler doğrusu.

Fatih Erbakan “SP’ye verilen oylar CHP’ye gidecek. Hiç vermeyin boşa gitsin” dedi.
Sözcü’nün patronu Burak Akbay yurt dışından idare ediyor gazetesini. Hakkında yakalama kararı var, göğsünü gere gere teslim olmuyor. Hakkındaki suçlama ise "Silahlı terör örgütünü yönetme" ve "Silahlı terör örgütü propagandası yapmak" suçlarından 16,5 yıldan 30 yıla kadar hapis istemi.

“Pervin Buldan: PKK ile herhangi bir bağlantımız yok. Bir dönem çözüm için gidip görüşmüş biriyim.” Boşuna günahını almışız valla.

Yusuf Halaçoğlu “bana Kayseri’den 1. Sırayı verdiler, kabul etmedim” diyor. Sebebi de “aile”siymiş!!!??? Düştüğü yerden kalkmayı beceremedi daha.



 1 Haziran 2018

30 Mayıs 2018 Çarşamba

CHP-İP-SP; Küresel sistemin çarkı

Neval Kavcar
Ekonomiyi düzeltmek için OHAL’i kaldırmaktan söz ediyorlar. Allah Allah, fabrika çarkları OHAL olunca dönmüyor mu?

Devam ediyorum CHP’nin “Merkez bankası bağımsız olacak” demesine. Dünya ekonomisinin belirleyeni dolar ve ABD’deki şirketler olduğu halde, hangi devletin merkez bankası bağımsız acaba? Küresel piyasaya göre şekil almak, bağımsızlık değil yedi düvelin değirmenine su taşımaktır.

Meselâ ABD merkez bankası, birkaç özel büyük bankanın kontrolünde. Şimdi bu bağımsızlık mıdır? Bence “bağımsız-tarafsız” gibi hayaller peşinde koşmak yerine “milli” kelimesini koymanın tam da zamanı. Devlet içinde, devletten bağımsız, özerk yapılar olmaz. Bunun anlamı oralara FETÖ gibi kriptoların yerleştirilip, devleti sıkıştırma mekanizması olarak kullanılmasıdır.

Bize “insan haklarını dayatan, terörle mücadele edildiği imajını çizen” vahşi batının başkentlerinde PKK, devlet konuk evlerinde misafir ediliyor yıllardır.

Helsinki’de dönercilik yapan kaçak PKK’lı kendisi anlattı. Devlet bizi oraya “Trafik Güvenliği Eğitimi” için yollamıştı. Akşam yemeği için girilen dönerci PKK’lı çıktı. Yıl 2002. Can güvenliğinin olmadığını, kaçarak Finlandiya’ya geldiğini, uzun süre devlet konuk evinde kaldığını anlattı. Ne ile suçlandınız, sorusuna; “Üç-dört TC askeri öldürdüm” cevabını verdi. Ben de” bedelini elbette ödetirler” dedim. Gerisi kalsın.

Kısaca: Dünya bize ders vereceğine, insanlık düşmanlarını beslemesin. Tehdit bitene kadar da OHAL kalsın.
***

NE TARAFSIZ YARGI, NE DE CUMHURBAŞKANI GÖRMEDİK

CHP- İP ve SP’nin tek argümanı var. “Parlamenter sisteme dönüş, tarafsız cumhurbaşkanı ve kuvvetler ayrılığı masalı.” HDP’ye de “açılımın kralını yapma” sözü verildi, ekip tamam.

Ülke zarar görmesin, devlet kurumları yıpranmasın diye sustuk, şimdi gerçekle yüzleşme vakti. Hangi Cumhurbaşkanı, ne zaman tarafsız oldu? Muharrem İnce’nin yakasından altı oklu rozeti çıkarmakla tarafsız mı olunuyormuş? Muharrem’den altı oku söktüler, beyanname altı oklu CHP genel başkanınca anlatıldı. Zaten tarafsızlık, nötrlük diye bir şey de olmaz.

Parlamenter sistem dedikleri de onca yamaya rağmen ayakta zor dursa da, kör topal idare ediliyordu. Ta ki CHP aklı 367’yi icat edene kadar. Bu icat sebebiyle, iktidar Cumhurbaşkanını seçemeyince, onlar da başka icat yaptı. 21 Ekim 2007 Referandumu ile parlamenter sistem Arapsaçına döndü.

Defalarca yazdım. AKP referandum kararı aldı “11. Cumhurbaşkanını seçmek ister misiniz?” diye sormak için. Ardından tekrar iktidar olunca geriye yürüyen referanduma rağmen Cumhurbaşkanını kendileri seçtiler. CHP’liler, vekil yeter sayısına rağmen Anayasa mahkemesine başvurmak yerine meclise girmedi. Sonra yıllarca “Bahçeli, Gül’ü seçtirdi yalanı attılar.” El insaf artık.

Parlamenter sistem 21 Ekim 2007’de komaya girmiş, 10 Ağustos 2014’de vefat etmiştir. On bir yıl sonra “parlamenter sistemi geri getireceğiz” diyorlar.

Kuvvetler ayrığı da hikaye. Ne yazık ki, ne ülkemizde, ne de Dünya’da ki örnekleri ile “Kuvvetler ayrığı” hiç olmamıştır. Halkı kandırmaktan öte değildir. Sözde hakimler bağımsız karar verirmiş? Niye biz bilmiyoruz acaba?

Adalet bakanlığının memuru hakim-savcılar elbette yasalar çerçevesinde hüküm verir de, mesela eski Adalet Bakanı Moğoltay hakim-savcı alımlarında solcuların istiflenmesine “ülkücüleri alacak değildik” demesini nereye koyacağız? Yine şu anda ayıkla ayıkla bitmeyen FETÖ’cü hakim, savcı, TSK mensupları ne olacak?

Kaf Dağında yaşamak yerine gerçeklerle yüzleşip, akıl çerçevesinde buluşalım. Düzgün kanunlar çıkarıp, hükümleri vicdana değil kanuna göre verelim. Ki sisteme mikrop bulaşmasın.
***

UBER DEĞİL KENE TAKSİCİLİK SONA ERDİ

Küresel Sivil Topluk Kuruluşları yetmedi, San Francisco’ya bağlı, internet üzerinden taksi kiralayıp, tüm kazancın ABD’ye aktığı, bulunduğu devlete vergi vermeyen korsan taksi şebeke ağı türedi. Kamuoyuna bizim taksicilerin saldırısı ve mazlum rolü ile düşmüş olmaları onları haklı yapmıyor.

Devletlerin başının belasıydılar. Kendi özerk devletçikleri ile kene gibi toplumun kanını emen bu güruh hakkında AB’de tüm yetki devletlere verildi. “Yasaklanabilir” tarzında. Nihayet Türkiye’de benzer karar aldı, UBER’in ruhuna el Fatiha okundu.

“Resmi Gazete’de yürürlüğe giden düzenlemeye göre, korsan internet uygulamalarına taşıtını kullandıranların belgesi iptal edilecek. 2 yıl faaliyetleri yasaklanacak. Uber'e çalışan araçları kendi bünyesinde kayıtlı gösteren firmalara uyarı cezası verilecek. Devamı halinde ceza kesilecek.” (29 Mayıs 2018)

ZAMANINDA, DOZUNDA ÖNEMLİ BİR KARAR. İŞTE “CUMHURBAŞKANLIĞI HÜKÜMET SİSTEMİ” BU DEMEK. Çabuk karar verebilme yeteneği. Sistem neredeyse şimdiden devreye girdi.

31 Mayıs 2018

28 Mayıs 2018 Pazartesi

CHP’den Sevr’ci seçim vaadi: Eşit vatandaşlık

Neval Kavcar
CHP, seçim beyannamesini açıkladı. İttifak olarak, BOP’a talipler.
***
KÜRT SORUNUNDA EŞİT YURTTAŞLIK (1)

Toplumsal Barış-Kürt sorunu ana başlığı altında “Kürt sorununa eşit yurttaşlık temelinde çözüm” yazılmış. “Kürt Sorunu’nu eşit yurttaşlık ilkesi ve diyalog temelinde, salt güvenlikçi anlayışa teslim olmaksızın, cesaret ve kararlılıkla çözeceğiz” denmiş.

Yüz yılın dolmasına iki yıl kala Sevr yine yeniden. “Bir daha gel Samsun’dan “müziği eşliğinde Atatürk’ü kullanarak BOP planını uygulama peşindeler.
CHP beyannamesinde göstermelik de olsa FETÖ ile mücadele yok.

Eşit vatandaşlığa; İyi Partiden, Saadetten tepki gelmedi, razılar. Ya CHP’nin ulusalcıyız, Türkiye’nin temelini atan partiyiz diyen tabanından. Henüz haberleri yok. Biz söylesek iftira derler, Allah’tan Nihat Genç veryansın etti. (2)
***

36 ETNİK KÖKENE ARAŞTIRMA ENSTİTÜSÜ KURMAK??!!

CHP’nin bölücü “eşit vatandaşlık” vaadi ile sınırlı değil. “Kürtçenin yanı sıra Türkiye’deki tüm kardeş dillerle ilgili araştırma enstitülerini yaygınlaştıracağız. Kapatılan tüm enstitüleri kadro tahsis ederek yeniden açacağız.” (1)

Eşit vatandaşlık kavramı yelpazesi içinde, geçmişte sıkça duyulan, 36 etnik kökeni suluyor CHP. Mübarekler siyasi parti değil Alman vakıfları gibiler.
***

YEREL YÖNETİMLERE ÖZERKLİK VE ANADİLDE EĞİTİM VAADİ

Başka ne yapacak CHP? “Yerel yönetimlerin özerkliklerini AB standartlarına kavuşturacağız. TBMM tarafından 8.5.1991 tarihinde kabul edilen Avrupa Yerel Yönetimler Özerklik Şartı’nı uygulayacağız. Anadilin öğrenimi hakkından tüm yurttaşlarımızın yararlanabilmesi için gerekli yasal ve kurumsal altyapıyı kuracağız.” (1)

İyi partide, o özerkliğin sınırını parti programında çizmişti. “Doğu-Güney Doğu Sınırı” diye. Tencere –kapak misali bu ittifak.
***

AKP KÜRT SORUNU ÇÖZÜMÜNDE HUKUKİ YAPI OLUŞTURMADI, BİZ YAPARIZ

Açılım konusunda AKP’yi suçluyorlar. AKP’nin Kürt Sorunu’nu çözme vaatlerinin akıbeti de benzer olmuştur. AKP, Kürt Sorunu’nun çözümü için bir hukuki yapı oluşturmaktan kaçınarak, gayrı resmi mekanizmaları ve merdiven altı süreçleri uygulamaya sokmuştur.”(1)

Tüm bu gerçekleri, duyanlar duymayanlara anlatsın.
***

Not: 1- CHP’nin seçim beyannamesi adı altında yayınladığı, devletin birliğine, milletin dirliğine dinamit koyduğu seçim beyannamesi aşağıda. 240 sayfalık kitapçığı okumaya devam ediyorum.
Saadet Partisinin seçim beyannamesi resmi siteleri dahil hiçbir yerde yok.
İyi Parti beyannamesini 30 Mayısta açıklayacak-mış da gerek kaldı mı acaba?

      2- Eşit Vatandaşlık nedir? “Türk vatandaşlığı yerine, Türkiye’de yaşayan her etnisiteye kendi dili ile eğitim yapmasına, parlamento başta olmak üzere yerel yönetimlerin farklı milliyet temelinde oluşturulmasına, milliyetlerin anayasada tanınmasına “birleştirici Türk Milleti” kavramının kalkmasına, dolayısı ile ‘değişmez” denilen Türkiye Cumhuriyetinin temeli olan ilk üç maddesinin değişmesine, neticede yedi düvelin “milliyetler sistemine” geçilmesine imkan sağlayan sistem.

Aziz vatanın ortasına Atom bombası atsın CHP-İP-SP-HDP, daha iyi.




27 Mayıs 2018 Pazar

CHP-İP-SP; Türkiye’nin Ankara’dan yönetilmesine karşı


Neval Kavcar
Akılları 14 Temmuzda kalmış, bir şekilde angaje olmuşlara ne anlatılsa boş..Milletin kabul ettiği 16 Nisan referandumunu tepetaklak etmekten bahsediyorlar. Kim zorbaca davranıyor acaba? “Tek adam olmaz çift adam” olsun, “siz kabul ettiniz ama biz istemiyoruz” diyorlar.

Yüz kere söyledim yine anlatayım. Cumhurbaşkanını mecliste iktidar seçiyordu ve elbette o Cumhurbaşkanı göbeğinden iktidara bağlıydı. Kağıt üzerinde “TARAFSIZ CUMHURBAŞKANI” tanımıyla kendimizi kandırmanın lüzumu yok. Abdullah Gül’e “Çankaya noteri” diyen CHP değil miydi? İktidarla birlikte hareket etmeyenlerde mesela 28 Şubat gibi örtülü darbelere ve kabulle diğerlerine çanak tutmadılar mı?

Konu o da değil. Başbakan ve Cumhurbaşkanını doğrudan halkın seçtiği, iki başlı bir sisteme mahkumiyet doğru değildi. Ne Mecliste iktidar ve muhalefetin boğaz boğaza geldiği, ne de doğrudan halkın seçtiği Cumhurbaşkanlığı ile meclisin çatıştığı, yine meclisin kendi arasında savaştığı tuhaf şekilde daha ne kadar yürünecekti? Sistem uzun süredir alarm veriyordu. Milletvekillerinin meta gibi kullanılması da son bulacak ve herkes asli görevini yapacak.

Cumhurbaşkanlığı sistemi “tek adamlık” değil “Türkiye’nin Ankara’dan yönetildiği milli sistem”dir. Parlamenter sistem 21 Ekim 2007 referandumu ile kâğıt üzerinde, 2014’de halkın Cumhurbaşkanını doğrudan seçmesi ile fiilen bitti. MHP 2007’de “iki başlılık olacak” diye karşı çıkmıştı. Neredeydi günümüzde ahkâm kesenler?

Şirazesinden çıkan devlet yönetimi; MHP’nin teklifi, AKP’nin kabulü ile farklı bir yola girdi. Bırakın Cumhur ittifakına bizlerin olumlu yaklaşımını, yedi düvelin karşı çıkması bile sistemin düzgünlüğünü işaret etmiyor mu?

Rejim değil hükümet etme sistemi değişecek. Üniter yapımızla ilgili kaygıya yer yok. Bu sistemde yanında duruşumun en kuvvetli argümanı, yedi düvelin sızdığı gediklerin daha kapalı oluşu.

Aksayan yönleri olmaz mı? Olur tabii. Parlamenter sistemle, elimizde baston aksaya aksaya yürümüyor muyduk? Batının organizesi ile yola çıkarılan; bazı Sivil Toplum Kuruluşları, medya, bazı cemaat-tarikatler, ekonomi baskı, insanların ayaklandırılması, terör örgütü sopasının asgariye ineceği, tehdidin görülüp önleneceği bir sisteme karşı çıkanları görünce aklıma şu geliyor.

İngiliz tüccarlar Osmanlıya tütünü; “Akciğer hastalıklarını tedavi ediyor” diye kakalamıştı. “Şeker fabrikalarını geri alacağız, TRT’yi satıp parasını size dağıtacağım” diyen siyasetçilerde onlara benziyor. Tüccar zihniyeti ile devlet yönetmeye talipler.

Yedi düvelin yola çıkardığı içi kof güruhun dağılması duası ile 24 Haziranın aziz vatana hayırlı olmasını diliyorum.

***

Nefes yolu akciğer kanser testi.. Ege Üniversitesi

Böyle haberleri duyup gözleri yaşarmayan var mı? “Ege Üniversitesi Solunum Hastalıkları Araştırma Merkezi bünyesinde yapılan çalışmalar, akciğer kanserinin erken teşhisi açısından olumlu sonuçlar verdi. Bilim insanları, %80 doğruluk oranıyla nefesten kanser tespiti yapan sistem geliştirdiler.” 19 Mayıs 2018

Üniversitelerimiz bilim yuvası olmalı diyoruz hep, işte böyle buluşlara imza atmalı. İlk testlerde biyomedikal sistem %80 başarı sağlamış. Sağlıklı ve sağlıksız insanların farklı nefesi olduğu düşüncesinden hareketle üretilen cihaz, daha da geliştirilerek %100 neticeye inşallah ulaşır. Ve biyopsi yapılma tarih olur.

Proje koordinatörü Fen Fakültesi Kimya Bölümü’nde görevli Doç Dr. Levent Pelit “nefes yolu ile hastalık” tespitinin tarihsel boyutunu anlatmış. Proje “kalkınma Bankasınca” destekleniyormuş. Darısı diğer üniversitelerimizin başına.
***

Örümcek ağı ile prostat kanseri tedavi edilebilir mi?

Türkpatent üniversiteler arası yarışma açılmış, Trakya Tıp fakültesinden Aslı Nur Özkan “Örümcek ağı ekstresi” ile prostat kanser hücrelerini öldürdüğü projesi ile 1. Olmuş.

Gençlerimizin, kafa yorup insanlık için büyük adımlar atmasına nasıl seviniyor insan. Üstelik henüz doktor bile değil, öğrenci. Hastaların halini görüp, “acaba nasıl yardımcı olabilirim” diyen koca bir yürek onunki.

Babaannesinin örümcek ağı ile yaraları iyileştirdiğini görüp, üstelik önce “mikrop kapar” diye karşı çıkıp sonra “neden olmasın” diye düşünürken yolu doğal yollarla hasta tedavisi üzerinde çalışan Prof.Dr. Oğuzhan Doğanlar ile kesişmiş. Prof. “örümcek ağı eğer yarayı iyi edebiliyorsa, kanser hücresini de öldürebilir” diyerek onu yüreklendiriyor.

Kemoterapinin, elbette mecburiyetten romatizma tedavisinde dahi kullanılır olduğu bu yıllarda, umarım bilim adamlarımıza gereken destek verilmeye devam edilir. Tıp öğrencisi Aslı Nur Özkan’a, ona destek veren Prof. Dr. Oğuzhan Doğanları yürekten kutluyorum.


27 Mayıs 2018 -soma

21 Mayıs 2018 Pazartesi

İyi Parti darman duman

Neval Kavcar
İP Dünyasında patlamalar yaşanıyor.  Listeyi inceleyince,  gayenin CHP’nin sırtından vekil olma azmi olduğu görülüyor.

MHP’ye çelme takıp, İyi parti kurulurken vitrinde gezdirilen, “sensiz olmaz” denilenlerin kaçı seçilebilecek yerlerde peki? MHP eski kadınlar kolu başkanı iken, İP’in peşine takılıp yola çıkan Hediye Akdere Ankara 2. Bölge 6. Sıra adayı. Eski Diyanet çalışanı, sonra Sözcü gazetesi yazarı Ayşe Sucu Ankara 3. Bölge 5. Sırada. Hemen arkasından Ömer Karakaş geliyor. 6. Sıra. Geçmiş olsun.

Ankara 3. Bölge 11. Sıra adayı Ali Işıner Hamşioğlu var. Kim derseniz, İP’in propaganda merkezi Yeniçağ Gazetesinde, eşi Selcen hanım köşe yazıyor. Ve o “Meral” dedikçe diğer yazarlar “bir daha söyle..” diye tempo tutuyorken, 11. Sıraya anca yerleşebilmiş sevgili eşi. Tabii “dava” önemli.

Yeniçağ patronu Ahmet Çelik İstanbul 1. Bölge 2.sıradan aday olmuş. Onca emeğe, Yeniçağ’ı, köşe yazarlarını Akşener’in önüne kırmızı halı gibi sermesine rağmen 2. Sıra adayı. Hiç yoktan iyi.

FETÖ, MHP’ye kurultay kumpası kurduğunda, Ümit Özdağ’ın peşine takılıp Diyarbakır, Samsun, Muş demeden dere tepe dolaşan, “eşit vatandaşlığı” bile savunacak hale düşen Yusuf Halaçoğlu’nu, Özcan Yeniçeri’yi listede göremedim. Halaçoğlu’nun vekillik başvurusu olduğu halde hem de. Niye derken, Halaçoğlu için “aday olmadı” haberini gördüm. Haram malla yol yürünmez demiştik, buraya kadarmış.

“Vekil olamadım” diye MHP’yi terk edip İP’e koşan Şefik Çirkin nereden aday derken meğer listede son sıraya bile yer bulamamış.

İP kurucu üyesi Halaçoğlu’nun Kayseri’den, Ümit Özdağ’ın da Gaziantep’ten aday olmasını bekliyordum. Ümit Özdağ gitmiş, İstanbul 2. Bölge 1. Sıradan aday olmuş. Oldu mu şimdi? Yine İstanbul 2. Bölge 6. Sıradan Mehmet Aslan ve 9. Sıradan Vedat Yenener’e ve tüm vitrin güzellerine geçmiş olsun.  
***

AYDIN İP ÇÖKMÜŞ

Gelelim Aydın İyi partiye. Birinci sıra adayın geçmişini okuyunca Aydın’da doğduğunu öğrendik. O kadar.

Eski MHP milletvekili Recep Taner, MHP’den aday olamayınca İyi Partinin il başkanı olmuştu. Aydın’dan 1. Sıra, Hadi olmadı 2. Sıra aday olacak deniliyordu. Yok. Manisa kurucu üyesi Tamer Akkal, Manisa 1. Sıra adayı iken, Aydın kazaya kurban gitmiş.

Aydın’la devam ediyorum. MHP’nin il başkanlığını yapmış, Fevzi Köse 3. Sırada. Halil İbrahim Aktemur’da 3. Sırada. Bu kişiler bakalım daha kaç kapıyı çalacak ahir ömürlerinde. Gelelim Dişçi Süleyman Demirci’ye. Geçmişte MHP’nin il yönetiminde bulunmuştu. 2009’da CHP’nin belediye başkan adayı Ö.Çerçioğluna oy verebildikten sonra, Akşener’in İP’in de 6. Sıranın kıymeti harbiyesi yok.
***

TÜRK OCAKLARI CHP MERKEZLİ “MİLLET İTTİFAKINI” MI DESTEKLİYOR?

Isparta Türk Ocakları Başkanı Levent Başyiğit aynı ilde İyi parti 4. Sıra adayı. Bari 1. Sıradan aday olsaydı, ocak başkanlığını tehlikeye atmışken. (Türk Ocakları genel merkezi şube başkanları listesinde Ş.Levent Başyiğit yazıyor.) Türk Ocakları olarak CHP-SP-İP’li millet ittifakını mı destekliyorlar?
***

Gelelim İzmir’e…..Müsavat Dervişoğlu, İzmir 1. Bölge 1. Sıra adayı olmuş. Ne alaka olduğunu çözemediğim gazeteci Mehmet Tezkan’ın 3. Sıra adaylığı. CHP’li Tezkan, İP’ten 3. Sıra adayı olurken, İP gençlik kolları başkanı Osman Ertürk’ün 5. Sıra adaylığı fıkra gibi. Uçurtma şenliğine devam etsin o.

Rahmetli Hablemitoğlu’nun eşine “siz vitrinsiniz” dendi, aldırmadı. Eşinin katilini, her yerinden FETÖ’cü dökülen İP’in bulacağına inanmış gibi. Ve İzmir 2. Bölgeden 3. Sıra adayı. Şengül Hanım’ın vekil olması hayal. Kendi düşen ağlamazmış.

MHP’ye kayyum atanmasında büyük emeği geçen Ayhan Erel, Aksaray 1. Sırada.
Afyon 1. Sırada DP genel başkanı Gültekin Uysal var. Çalışsınlar bakalım, 60 ihtilalinin faili, CHP’li ittifak için.
***

Ankara….1. Bölge 1. Sıra Koray Aydın, Ankara 2. Bölge 1. Sıra Şenol Bal, küstü gidiyor, istifa etti denilen Durmuş Yılmaz’da 3. Bölge 1. Sıra adaylığı kapmış.
Koray Aydın Trabzon’dan, Şenol Bal, İzmir’den aday olmalıydı.
İncelediğimde iktidar listesi değil, CHP’nin sırtından vekillik kotarma telaşesi gördüm.
***

TÜRKMENELİ AYAKTA

Sayımda hile olduğu gerekçesi ile sandıkların elle tekrar sayılması talebinde, 8. Gün. Hayret bir şey ki, onları ne duyan ver ne de dertlerine çözüm bulan var. Gözümüz yüreğimiz Türkmeneli’nden gelecek hayırlı bir haberde. Dualarımız onlarla.

22 Mayıs 2018

19 Mayıs 2018 Cumartesi

“Cumhur İttifakından” kimler rahatsız?


Neval Kavcar
“Millet İttifakı”nın, ters dönmüş şemsiyenin altında toplananlardan söz etmiyorum. Onlar millete kumpasın parçası zaten ve biliniyorlar. Dikkat çekmek istediğim “ama”cılar. “Ama” deyip lâf sokuşturanlar.

15 Temmuz sonrası aziz vatanın bekası için bir araya gelmiş iki lider, bu birlikteliği tehlikeye atmak ister mi? Bilhassa FETÖ tehdidi devam ederken, PKK sürekli başını çıkarırken, sadece Türkiye değil bölge alev alev yanarken, MHP lideri Bahçeli’nin düşünmeden konuşmasına imkân var mı?

Devlet Beyin “adi suçlulara af” konusunda ısrarlı oluşu. Hatta “içerde isyan” olabileceği endişesini dile getirmesi. Neymiş “mahkûmları gezi benzeri isyana mı teşvik” ediyormuş?

Kimler dillendiriyor bunu, AKP içindeki bazı odaklar. MHP-AKP’nin kurduğu milli ittifaktan canı sıkılan ya da zaten kripto olan siyasi-köşe yazarı gibi tiplerin geçen hafta “Demirtaş’a affın önünün kesilmesinden duydukları” rahatsızlığı başka yöne nasıl kanalize etmeye çalıştıklarını ibretle görmüştük.

Bahçeli’nin Cumhurbaşkanına baskı kurmaya çalışmasından tutun, “mafya liderini affettirmeye” çalıştığına kadar bir dizi saçmalığı dile getirmişlerdi. Suç suçtur. Ve Devlet Beyin ilmek ilmek ördüğü MHP tertemizdir. Yedi düvele karşı kurulan milli ittifakının,  kardeşlik bağının boynunu büken taraf Devlet Bey olmaz.

Gelelim, af konusuna. FETÖ teröristlerinin cezaevinde, içlerinde bulunduğu adi mahkûmları nasıl zehirlediği “24 Haziranda Millet ittifakına oy atarsanız af gelecek” deyip adi mahkûm ve yakınlarını nasıl organize etmeye çalıştığını bilmiyor olabilir mi bu çevreler?

1 Kasım 2017 itibariyle cezaevlerinde olan mahkûm sayısı, 231 bin. PKK’lıları dikkate almaz adi mahkûm fakat 50 bin civarındaki FETÖ’cüden etkilenir. Hele ki “24 Haziranda yakınlarınız Millet İttifakına, İnce’ye, Akşener’e oy atarsa derhal af çıkacak” propagandası yapılıyorsa. Denize düşen yılana sarılır derler. Niye o insanlarımız yılana sarılsın?

Gelelim “içerde isyan çıkabilir” endişesine. Toplum “Gezi Olaylarını insanların tesadüf bir araya gelip, gerçekten iktidara karşı çıktığını” düşünürken, yanlış bulduğunu ifade eden tek liderdir. Abdullah Gül, CHP-HDP meselâ Akşener “oğlunun da Taksim’e gittiğini” söyletip destek verirken, “devlete isyan olmaz” demiştir MHP lideri. “Sokaktan hayır çıkmaz” demiştir.

Son bir şey, Devlet Bey’den, “Demirtaş’a- FETÖ’cülere af çıkışı” yapanların rahatsız olması gerekiyorken, niçin başkaları öküzün altında buzağı arıyor?
***

ABDÜLHAMİD HAN KONUSU - HATİCE SULTAN VE ŞİŞLİ EFTAL HASTANESİ (1)

İktidar yanlısı yazarlar Abdülhamid Han konusuna giriyorlar. Trt 1 de dizisi yayınlanıyor. İsrail’in devlet terörü ile Filistinlileri katletmesi, ilk kıblemizi zorla işgal etmesi sonrasında yine akıllarına “Filistin topraklarının satışına karşı çıkan” Abdülhamid han, geliyor. Yazıyorlar, konuşuyorlar. Meth ediyorlar. Cumhurbaşkanına 3. Abdülhamid benzetmesi dahi yapıyorlar.

Ne hikmetse, Cennet mekan Abdülhamid Han’ın kendi geliri ile vefat edince çok üzüldüğü kızı Hatice Sultan için yaptırdığı hayır kurumu, Şişli Eftal hastanesinin “yıkılma tehdidi” bahanesi ile oradan sökülüp alınmasına kimse karşı çıkmıyor. Muhtemelen haberleri bile yok. (1)
***

AKŞENER’İN KÜÇÜK DÜNYASI

Şu vakte kadar hep birilerin arkalamasıyla, kontenjanlarla bir yerleregeldiğinden, siyaseten ne konuşacağını bilmiyor. Sıfır ufka sahip. Cumhurbaşkanı olunca bakın ne yapacakmış:

“…..Eşime dönüp diyeceğim torun başta olmak üzere ailenin tüm fertleri sana emanettir ben gidiyorum arkadaş başının çaresine bak.’ Bunu söyleyip söylememekte tereddüt ediyorum ama söylemek istiyorum. İyi bir nakliyeci bulacağım hemen. Çünkü Çankaya Köşk’ünden saraya götürülen bu devlete ve bu millete ait olan bütün tarihi eşyaları Çankaya Köşk’üne geri taşıyacağım.”

25 Haziranda millet buna bir nakliyeci bulacak, evine dönmesi için.



17 Mayıs 2018 Perşembe

Kudüs mitingi, zulme başkaldırıdır


Neval Kavcar
Bölge ateş topuna dönmeye hazır. Yıllardan beri Müslüman-Türk kanı hiç durmuyor. Yedi düvel çetesini etrafına toplamış, dağdan gelip bağdakini kovuyor. Osmanlı bakiyesi topraklarda gözyaşı dinmiyor. Birinci Dünya savaşı sonrasında kurulan devletçikleri sürekli harmanlıyor. Hedef önce Türkiye, sonra İran ve Rusya. “Sözde Kürdistan” kurma projesinin ilk amacı İsrail’e kalıcı üs inşası. Bu vesile ile Türkiye, İran’ı da hançerleyip tarihsel geleneği olan ulus devletleri parçalayarak, kontrolleri altına alma peşindeler.

Dünya’nın merkezi kabul edilen Anadolu’dan Türk Milletini sürmek istiyorlar. Türkiye parçalanırsa, ne Arap kalır, ne Kürt, ne de Müslüman coğrafya. Bunun içinde Asala, PKK, DAİŞ ve FETÖ terör örgütlerini dönerli kullandılar. Kendi aralarında başlayan 1. Dünya Savaşında, en büyük paylaşım Osmanlı topraklarında oldu.

Filistin halkını tel örgülerin ardına hapsederek tecrit edip, ölüm yağdıranlar, on yıllardır “soykırıma uğradık” diye başımızın etini yiyen Yahudiler. Müslümanların ilk Kıblesi Mescid-i Aksa’ya Müslümanları sokmuyorlar. İsrail merkezli terör faaliyeti ile bölgede huzur bırakmayanların son adımı Kudüs’ü başkent ilan etmeleri.

Görünen o ki, savaş kazanının altına odun yığanlar, çakmağı da çaktı. Irak seçiminde Türkmenlerin yoğun yaşadığı yerlerde seçim ihlali yapılması üzerinde, meydanlarda eylem yapılıyor. İstedikleri çok demokratik bir hakkın tesisi. “Sandıklarımız sayılsın” diyorlar. Başbakan İbadi’nin bu yöndeki girişimi umarız ki Türkmenlerin gerçek oyunu milletvekilliğine yansıtır.

İsrail Filistinlilere ateş kusuyor, Türkmenlerin sandıkları sayılmıyor, aziz vatan ekonomik- siyasi kıskaca alınmış, hâl böyle iken BOP’un proje başkan adayları ve cebine üç kuruş dünyalık para konmuş muhteremler milleti nasıl raydan çıkarırız peşinde koşuyor.

Allah onları kulvar dışı bıraksın, Türkiye’yi güçlü ve geleceğine hakim kılsın inşallah. Kudüs Mitinginde olamasak da, ruhumuz o büyük hengamede at koşturacak. Hayırlara vesile olsun dualarımızla.

Not: Türkmenelitv’yi açıp, “Kerkük-Bağdat yolu demokrasi nöbetini” seyrediyoruz . Allah yâr ve yardımcıları olsun.
***

AKŞENER’İ ATATÜRKLEŞTİRMEK HADSİZLİĞİ, YAĞDANLIKLIĞI

Yusuf Halaçoğlu bulunduğu yerlere torpille geldiği için, İyi Parti gibi yedi düvel projesinin mokunda altın aramaya devam ediyor. “Meral Akşener Cumhurbaşkanı seçilip, İYİ Parti iktidara geldiği zaman Atatürk'ten sonra ilk defa Türkiye'yi Türk milleti yönetecek” demiş. “Yazık sana” dedim. FETÖ, büyük kulüp üyesi, mason, Komünist, Sorosçularla parti kurup, o bataktan nasıl Türk Milleti çıkarabiliyor diye.

Konuştukça batmanın en güzel örneği Halaçoğlu.. Yeniçağ yazarları daha önce Koray Aydın’ı Atatürk yerine koymuşlardı, Halaçoğlu FETÖ’cü Emre Uslu ile gülüşerek adaylık muhabbeti yapan Akşener’i Atatürkleştiriyor. “Oha” diyeceğim olmayacak. Ne diyeceğimi bilemedim valla.

Halaçoğlu’na göre milli demek İsrail’i Dünya’ya hakim kılmaya çalışan türevleri ile hareket etmek demek anlaşılan.  “Türkiye’nin kontrol etmediği gerekçesiyle mason kulüplerini kapatan Atatürk nerde, Büyük Kulüpçüyü, Rotaryci  bilmem ne gravürcüsünü partiye alan hanım nerde? Yuh yani.

“Daha Apo’nun heykelini dikeceğiz” diyen Demirtaş’ın affını talep eden Meral Hanım 25 Haziranla birlikte çöpe gidecek. Tamam da, Özdağ-Halaçoğlu ne olacak?

Muhtemel, kesin bir yerden aday olup, CHP’nin sırtından kıymetli p.polarını güvene aldılar. Halk.tv sevgisi de oradan geliyor hepsinin. CHP tabanına şirin görünme durumundan.

Akşener seçilecekse, Şenol Bal, Ümit Özdağ, Yusuf Halaçoğlu, Koray Aydın bakan olacaklar demektir. O halde niçin vekil adayı oldular?

Bu arada Halaçoğlu Atatürk’ten sonra ilk kez ülkeyi Türk Milleti yönetecek diye üfürüyor ama onu da lanse eden partinin resmi yayın organı Yeniçağ ve böyyük milliyetçi yazarı Arslan Bulut, NATO ile nasıl olacak o iş anlatsınlar bakalım.
*** 

NE ASENA, NE TOMRİS.. OLSA OLSA THE MERAL

İP’i hiç gündeme almamak gerekir diyorum. Bunun içinde, yanar dönerlerinden uzak durmak gerekir. Böyle giderse Yeniçağ’ın gerçek sahibi acaba kim diye düşünmeye başlayacağım.

FETÖ’cü bilmem kim “Almanya’da Merkel,i Türkiye’de Meral” twitini ilk kez attığında, peşine acaba kimler takılacak demiştim. Y.Selim Demirağ takılmış. Hatta kendini aşmış, sözde çevredekiler “Tomris” Akşener’e demiş.

İP’in parti programına, kurucu üyelerine, güdülen stratejilere bakılacak olursa Akşener’den olsa olsa olsa “The Meral” olur ancak.


 18 Mayıs 2018